Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/4233 E. 2014/11602 K. 17.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4233
KARAR NO : 2014/11602
KARAR TARİHİ : 17.06.2014

MAHKEMESİ : ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/12/2013
NUMARASI : 2013/291-2013/424

Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/12/2013 tarih ve 2013/291-2013/424 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, 07.10.2011 tarihli yönetim kurulu kararı ile şirketin önceki imza sirkülerinin iptal edilerek yönetim kurulu arasında görev taksimi yapıldığını ve bu karara istinaden 13.10.2011 tarihli imza sirkülerinin düzenlendiğini, anılan karar ve imza sirkülerinin yoklukla malul olduğunu, zira karar ve imza sirkülerinin düzenlendiği tarih de imzası bulunan bir kısım yönetim kurulu üyesinin yurt dışında olduğunu, kararın ve imza sirkülerinin sahte imzalarla oluşturulduğunu, bu durumun açtıkları başka bir davada öğrenildiğini ileri sürerek 07.10.2011 tarihli yönetim kurulu kararının ve bu karara istinaden oluşturulan 13.10.2011 tarihli imza sirkülerinin esas bakımından batıl, şekli bakımdan yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının dava konusu yönetim kurulu kararı ile başkan vekili olarak atandığını, hem yönetim kurulu kararında hem de düzenlenen imza sirkülerinde imzasının bulunduğunu, başkan vekili olarak atanan davacının imzası olmadan işlem yapılmasının mümkün bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu 07/10/2011 tarihli yönetim kurulu kararının 13/10/2011 tarihinde düzenlenen ”imza sirküleri” başlıklı belgeye de aynen yansıtıldığı, söz konusu yönetim kurulu kararının, yönetim kurulu üyeleri arasındaki görev taksimine ve şirketin temsil ve ilzamına yönelik kararlar içerdiği ve anılan yönetim kurulu kararı uyarınca yönetim kurulu başkan vekili olarak atanan ve müşterek temsil yetkisi verilen davacı ortağın, 13/10/2011 tarihli belge altında ve imza sirkülerinin dayanağı olan 07/10/2011 tarihli yönetim kurulu kararı altında imzasının yer aldığı, yönetim kurulu kararı uyarınca belirlenen temsilcilere müşterek temsil yetkisi verilmiş olduğundan davacı ortağın imzası olmaksızın şirket adına işlem yapılması imkanının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sahtelik iddiasına dayalı olarak 07.10.2011 tarihli yönetim kurulu kararı ve bu karara istinaden oluşturulan 13.10.2011 tarihli imza sirkülerinin yok hükmünden olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece anılan yönetim kurulu kararı ve imza sirkülerinde davacının imzası olduğu kabul edilerek yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak dosya içerisinde bulunan dava konusu, yönetim kurulu kararı ve imza sirkülerinin incelenmesinde davacının imzası bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.