Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/4279 E. 2014/10887 K. 09.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4279
KARAR NO : 2014/10887
KARAR TARİHİ : 09.06.2014

MAHKEMESİ : CEYHAN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/11/2013
NUMARASI : 2010/370-2013/722

Taraflar arasında görülen davada Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/11/2013 tarih ve 2010/370-2013/722 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 18,563 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadaki hesaplarının banka personeli Şenol Katıöz’ün suistimalleri sonucunda boşaltıldığını, müvekkilinin 22/02/2010 tarihi itibari ile hesabında olması gereken 11.500,00 TL’sının bulunmadığını, ancak davalı bankanın mevduat hesabındaki parayı ödemediğini ileri sürerek, 11.500 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının mevduat hesabında 22/02/2010 tarihinde gerçekleştirdiği 11.500 TL tutarındaki nakit çekim işlemine ilişkin dekont üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunu, bu işlemden sonra davacının çeşitli tarihlerde para çekim işlemi gerçekleştirdiğini, bu nedenle hesabından para çekilmiş olduğunu bilebilecek durumda bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 22/02/2010 tarihinde hesabından yapılan çekim işleminden haberdar olmadığını beyan ederken; bankaya müracaatında ise nakit çekilen tutarın vadeli hesaba yatırılacağına inanarak dekontu imzaladığını ancak parayı almadığını ifade ettiği, her iki iddiasının birbiri ile çelişkili olduğu, hakkın kötüye kullanılmasının bir alt ilkesi olan çelişkili davranış yasağı çerçevesinde iş bu iddialarının dinlenemeyeceği, bir an için dinlenebilir kabul edilmesi durumunda dahi davacı tarafça banka çalışanının hile ve desise ile aldatıldığını ispatlayamadığı gibi, davacının nakit çekim fişini imzaladıktan sonra hesabındaki paranın vadeli hesaba aktarılıp aktarılmadığı hususunu üç ay boyunca kontrol etmemesinin, buna ilişkin hesap cüzdanı vs. bir belge istememesinin hayatın olay akışına uygun olmadığı, bu durumun paranın davacı tarafından alındığına dair fiili karine teşkil ettiği, hesaptaki paranın davacıya ödenmiş olduğu olgusunun ispatlandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dava dışı banka çalışanının usulsüz işlemlerle davacıya ait hesaptan çektiği ileri sürülen paranın davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacının yargılama sırasındaki beyanları ve bankaya başvuru dilekçesine delil olarak dayanması nedeniyle mahkemenin dava dilekçesiyle davacının bankaya müracaat dilekçesi arasında çelişki bulunduğu gerekçesi yerinde değildir. Davacı dilekçe ve beyanlarının çelişkili davranma yasağı kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Ayrıca davacının katılan sıfatıyla yer aldığı dava dışı banka çalışanı hakkında açılan ceza davasının sonucunun beklenilmesi, maddi olayın belirlenmesi bakımından zorunlu bulunmaktadır. Bu itibarla, mahkemece ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenilmesi ve bundan sonra hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.