Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/4441 E. 2014/6946 K. 09.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4441
KARAR NO : 2014/6946
KARAR TARİHİ : 09.04.2014

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/07/2013
NUMARASI : 2012/99-2013/329

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/07/2013 tarih ve 2012/99-2013/329 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı adına tescilli TSE ve TSEK markasının davalı tarafından haksız olarak kullanıldığını, TSE Ürün Belgelendirme Yönergesine göre, TSE markasının herhangi bir yerde kullanılması için davacı ile marka sözleşmesi yapılması gerektiğini ileri sürerek; tecavüzün durdurulmasına, bu kapsamda davacıya ait internet sitesinin kapatılmasına, tecavüze konu ürünlerin adreslerden toplatılarak el konulmasına, davalının iş yerinde mevcut olup tecavüze konu markayı taşıyan tabelaların ve ürünlerin kaldırılmasına, markayı taşıyan basılı evraklara el konulmasına, tecavüzün önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı 16.500,00 TL maddi ve 82.500,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, hükmün ilanına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konus markaların sadece yalın halde bir yerde yazıldığını, broşürde, reklam dökümanlarında, katalog ve basılı evraklarda kullanmadığını, Ticaret Yasası gereğince müvekkilinin firması için internet sitesi oluşturulmasını istediğini, bu siteyi kuran şahsın da davacı farkında olmadan TSE ve TSEK markalarının isimlerini yazdığını, müvekkilinin TSE ve TSEK markalarını kullanmaya ihtiyacının olmadığını, Avrupa Birliği Yeterlilik Belgesi olan CE markasını aldığını, istenen maddi ve manevi tazminatın çok yüksek olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı markasının davalı tarafından kullanıldığına yönelik kabule elverişli herhangi bir delil ve belge sunulmadığı, davalının kullanımının mevcut var olan belgelerine dayalı usulüne uygun bir kullanım olduğu gerekçesiyle, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup; mahkemece, davacı markasının davalı tarafından kullanıldığına yönelik kabule elverişli herhangi bir delil ve belge sunulmadığı gerekçesiyle, davanın reddi yönünde hüküm tesis edilmiştir. Ancak, bilirkişi raporunda davalı firmanın internet ana sayfasını gösterir çıktı olduğu ancak hangi tarihte alındığının belli olmadığı bildirilen dava dilekçesine ekli belgede “sertifikalarımız” başlığı altında “…şirketimiz sahip olduğu TSEK, TSE, ISO 9001 kalite belgelerine uygun olarak ve CE normlarına göre; üretim öncesi parça kontrolü, üretim aşaması ve üretim sonrası dayanıklılık, performans ve güvenlik testlerine tabi tutulmaktadır…” ifadelerine yer verilmiş; yani davalıya ait olduğu bildirilen internet sitesi çıktısında davalı şirketin davacıya ait TSEK, TSE markalarını kullandığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte; davalı vekilince verilen cevap dilekçesinde; davalı tarafından davacıya ait markaların yalın halde sadece bir yerde yazıldığı, davalının, firması için internet sitesi oluşturmak istediği, siteyi kuran şahsın davalı farkında olmadan TSE ve TSEK markalarını yazdığı, bu markaların internet sitesi içinde tek bir sayfada bir kez kullanıldığı, davalı tarafından bu durumun farkına varılır varılmaz ibarelerin siteden çıkartıldığı, dava konusu edilen markaları davalının şu anda kullanmadığı, markaların davalıya ait sitede bulunmadığı belirtilmiştir. Buna göre; dosya içerisinde bulunan dava dilekçesine ekli davalı internet sitesi ana sayfası çıktısı ile cevap dilekçesindeki beyanlar tartışılıp değerlendirilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.