Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/4515 E. 2014/18944 K. 03.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4515
KARAR NO : 2014/18944
KARAR TARİHİ : 03.12.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada…(Kapatılan) 20. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.12.2013 tarih ve 2013/152-2013/361 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yolu ile davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, borsa yatırımcısı olan müvekkilinin davalı şirketin hisselerinden satın aldığını, şirketin hisse değerlerinde düşüş meydana geldiğini, davalıların yönetim kurullarının kötüniyetli haksız kazanç aktarımları ve menfaat teminleri nedeniyle bu sonucun ortaya çıktığını ayrıca yapılan resmi açıklamalarla yatırımcıların aldatıldığını ve hisselerle ilgili karar verme yetkilerinin tesir altına alındığını, hisse satışı ve sermaye artırımı konusunda usulsüzlükler yapıldığını, 6102 sayılı TTK’nın 371/5. maddesine göre temsile veya yönetime yetkili olanların, görevlerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden şirketin sorumlu olduğu, davalı derneğin de davalı şirketin hakim ortağı olduğunu, yönetim kurulunu seçecek güçte bulunduğunu, müvekkilini zarara uğratan fiillerin bir kısmının dernek eliyle meydana geldiğini ileri sürerek, gerçek zarar ve tazminat tutarı belirlenerek şimdilik 5.000 TL’nin faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, husumet, zaman aşımı ve esas yönünden davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu hisse senetlerindeki değer kaybından davalı şirketin de doğrudan etkilendiği ve zarar gördüğü, bu açıdan şirket hissedarı olan davacının şirket hisselerinin değer yitirmesinden oluşan zararının davalı şirkete de direkt yansıdığı, bu sebeple 3. kişi olmayıp hisse senedinden dolayı paydaş olan davacı tarafından açılan tazminat davası sonrasında hükmolunacak tutar yönünden bu bedelin yasanın ilgili maddesi gereğince şirket kasasına iade edilmesi gerektiğinden, davacının zararına dair açtığı davanın zarar karşılığı tazminat tutarının doğrudan kendisine verilmesini içerdiği ve bu talebin davalı şirket yönetim kurulu üyelerine karşı sorumluluk davası şeklinde (eski TTK 336 md) açılması gerekeceğinden, davalı şirkete dava açılmasının yerinde olmadığı, ayrıca davalı derneğin yine birleşme ile davalı şirket paydaşları arasında bulunduğu gerekçesi ile davanın tüm davalılar yönünden husumet nedeniyle ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yolu ile davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mülga 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 15/4. maddesine göre de şirkete veya şirket ortağına dava açılamayacak olup, ancak yönetim kurulu üyeleri ve temsilcisi oldukları tüzel kişiler, şirket denetçileri, bağımsız denetimi yapanlar ve bağlı oldukları gerçek ve tüzel kişiler aleyhlerine dava açılabilecek olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalılar hakkında davanın husumetten reddedilmiş olmasına göre davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 03.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.