YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4558
KARAR NO : 2014/10892
KARAR TARİHİ : 09.06.2014
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/11/2013
NUMARASI : 2013/66-2013/63
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/11/2013 tarih ve 2013/66-2013/63 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda, müvekkilinin İstanbul ili, Bakırköy İlçesinde bulunan A.. Konakları Sitesi’nin mimari projesinin müellifi olduğunu, malik olan davalıların mimari projede olmamasına ve yönetim planı ile yasaklanmasına rağmen taşınmazlarındaki salona açılan balkonu cam ile kapatmak suretiyle mimari konseptte esaslı değişikliğe sebebiyet verdiklerini, bu nedenle müvekkilinin maddi ve manevi haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, projeye aykırı değişikliğin kaldırılmasını, yapının eski hale getirilmesini, 2.000,00 TL maddi ve 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ayrı ayrı tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, projenin estetik yapısı olmaması nedeniyle FSEK kapsamında koruma altında olmadığını, eser bütünlüğünün bozulmadığını, değişikliğin mülkiyet hakkına dayanılarak ihtiyaç ve zaruret nedeniyle yapıldığını, tazminat taleplerinin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu mimari projenin FSEK 2. maddesi çerçevesinde eser vasfına haiz olduğu, davaya konu mimari yapıda mevcut doğramanın kaldırılarak balkonun cam ile kapatılmasının ve kapalı alana
dahil edilmesi işleminin gerekli ve zaruri bir değişiklik olmadığı, eserin bütünlüğünü ve özgünlüğünü bozduğu davacının mimari projeden kaynaklanan haklarının ihlal edildiği, talep edilebilecek proje çizim bedelinin 1.250,00 TL olduğu, FSEK 68. maddesi uyarınca taleple bağlı kalınarak bağımsız bölüm başına asıl ve birleşen 2011/349 E. ve 2011/352 E. sayılı davalar yönünden 2.000,00 TL maddi tazminat tutarının uygun olduğu, davacının manevi tazminat istemekte haklı olduğu, Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca açılan davalarda eski hale getirme talepleri kabul edildiği, birleşen 2011/351 E. sayılı davanın davalısı H.. Ö.. yönünden dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 ay içinde yenilenmediği gerekçesiyle, birleşen 2011/351 E. sayılı dava yönünden HMK 150. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına, asıl ve birleşen diğer davaların kısmen kabulüne, eski hale getirme istemi hususunda karar verilmesine yer olmadığına, 2.000,00 TL maddi ve 2.000,00 TL manevi tazminatın ayrı ayrı davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar K.. A.., Y.. Y.., N.. K.. vekilleri temyiz etmiştir.
1-Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda davacı tarafından gerçekleştirilen mimari projenin ilim ve edebiyat eseri niteliğinde olduğu ve yine bu projeye uygun olarak inşa edilen konutun da 5846 sayılı FSEK’in 4/3. maddesi anlamında mimari eser vasfına haiz olduğu, burada yapılan dava konusu tadilatların da eserin bütünlüğünü bozucu mahiyette bulunduğu mütalaa edilmiştir. Ancak dava konusu konutun da dahil olduğu proje esasen aynı tipte birden fazla konutun inşa edildiği site projesi olarak bir bütün halinde meydana getirilmiş ve bu projeye uygun olarak site halinde yapım gerçekleştirilmiştir.
Dairemiz kararlarında da belirtildiği üzere (16.01.2012 tarih 7743/167) güzel sanat eserinin özelliği bu eserlerin estetik değere sahip olması ve özellikle mimari eserler bakımından emsali az rastlanabilecek özelliklere sahip tek ve özgün yapı niteliğinde olmalarıdır. Oysa, az önce de belirtildiği üzere davacı tarafından gerçekleştirilen projede de aynı tipte birden fazla yapı bulunduğuna göre, dava konusu bina değerlendirilirken aynı projede yer alan ve aynı tipteki diğer binalardan bağımsız ve eşsiz bir özelliğinin bulunması halinde ancak bu bina tek başına güzel sanat eseri olarak kabul edilebilir. Bilirkişi raporunda ise projenin bütünü ile birlikte site halinde ortaya çıkartılan yapılar topluluğunun 5846 sayılı FSEK 4/3. maddesi anlamında bir güzel sanat eseri olup olmadığı ya da bizatihi dava konusu binanın diğerlerinden bağımsız şekilde tek başına güzel sanat eseri vasfına sahip bir yapı olduğu hususları ayrı ayrı değerlendirilmemiştir. Şayet, davacı tarafından meydana getirilen site projesi tüm yapıları da içerecek şekilde bir bütün olarak 5846 sayılı FSEK’in 4/3. maddesi anlamında güzel sanat eseri niteliğinde ise, bu durumda davalıların konutlarındaki projeye aykırı değişikliklerin sadece bu binadaki bütünlüğü bozucu değişiklikler olup olmadığına değil site projesinin tümü bakımından bütünlüğü bozucu mahiyette değişiklikler olup olmadığının belirlenmesi gereklidir. Söz konusu binaların güzel sanat eseri olmadıklarının belirlenmesi halinde ise, davalılara ait konutlarda meydana getirilen değişikliklerin proje dışı değişiklik niteliğinde olduğu, davacının onaylı mimari projesinin 5846 sayılı FSEK 2/3. maddesi kapsamında bir ilim ve edebiyat eseri olarak ayrıca korunmasına karşın bu proje üzerinde herhangi bir tadilat projesi olmaksızın bizzat binanın kendisinde yapılan değişikliğin İmar Kanunu hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup, bu hususta davacının 5846 sayılı FSEK hükümlerine dayalı olarak dava açamayacağının gözönüne alınması suretiyle, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, mümeyyiz davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın mümeyyiz davalılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.