Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/470 E. 2014/1824 K. 03.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/470
KARAR NO : 2014/1824
KARAR TARİHİ : 03.02.2014

MAHKEMESİ : ALAPLI SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/04/2013
NUMARASI : 2013/5-2013/3 D. İŞ

Alaplı Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.04.2013 tarih ve 2013/5-2013/3 D. İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati hacze itiraz eden vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen vekili, borçlunun müvekkili şirketin sahibi olan B. A.’in yeğeni olduğunu ve yıllarca şirket temsilciliği yaptığını, borçlunun bankalardan para çekme yetkisini kötüye kullanarak şirketinin hesaplarını boşalttığını ileri sürerek, borçlunun menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.
Mahkemece, 29/04/2013 tarihinde, ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz eden vekili, ihtiyati haciz kararının görevsiz mahkeme tarafından verildiğini, ihtiyati haciz kararının İİK’nın 257 vd. maddelerinde aranan şartlara uygun olmadığını, paranın vekaletname ile çekilmiş olup alınma biçiminin meşru ve yasal olduğunu, alacak iddiasının somut bir alacak belgesine dayanmaması dikkate alınarak borç miktarının tamamı kadar teminat takdir edilmesi gerektiğini belirterek, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, 6100 sayılı HMK’nın 4. ve 316. maddeleri uyarınca mahkemenin görevli olduğu, ihtiyati haciz kararının %15 teminatla verilmiş ve bu teminatın yatırılmış olması nedeniyle teminata yönelik itirazın yerinde olmadığı, alacağın bulunmadığına ilişkin itirazın ise işin esası ile ilgili olup bu durumun ayrı bir yargılamayı gerektirmesi nedeniyle yerinde olmadığı gerekçesiyle, itirazın reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati hacze itiraz eden vekili temyiz etmiştir.
1-HMK’nın 316/1-c maddesi uyarınca ihtiyati haciz istemlerinin incelenmesi basit yargılama usulüne tabi ise de, aynı Kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, basit yargılama usulü sadece ve münhasıran sulh hukuk mahkemesinde değil asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin görev alanına giren pek çok dava ve iş bakımından da uygulanan bir yargılama usulü niteliğindedir. Öte yandan, ihtiyati haciz istemi, mahiyeti gereği, 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinde belirtildiği üzere gerek istemde bulunanın ve gerekse de aleyhine istemde bulunulanın mal varlığı haklarına ilişkin bir “iş” niteliğinde olup aksine bir düzenleme söz konusu olmadığı için bu işler bakımından asıl görevli mahkeme asliye hukuk ve/veya işin mahiyetine göre asliye ticaret mahkemesidir. Bu durumda, açık yasa hükümlerine karşın, mahkemece somut istemde yerel mahkemenin görevli olmadığının gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden ihtiyati hacze itiraz edene iadesine, 03.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.