YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4733
KARAR NO : 2014/11174
KARAR TARİHİ : 11.06.2014
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/10/2013
NUMARASI : 2013/207-2013/91
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/10/2013 tarih ve 2013/207-2013/91 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında davalı bankadan sübvansiyonlu tarımsal kredi kullandığını, işbu kredinin faizsiz olduğunu, tamamının girişimciyi hayvansal üretime teşvik etmek maksadı ile devlet tarafından kullandırılan bir kredi olduğunu, davalı bankanın bu krediye aracılık eden bir kurum olduğunu, davalı bankanın kredi dilimlerini kullandırırken komisyon+BSMV kesintileri yaparak müvekkiline kalan kısmını ödediğini, kullandırılmış olan krediye her yıl %1 komisyon keseceğini bankanın bildirdiğini, davalı bankaya itiraz dilekçesi verildiğini, bankanın itirazlarını reddettiğini, 31.12.2012 tarihinde müvekkiline ait hesaptan 42.000 TL ikinci defa komisyon tahsilatı yapıldığını, yapılan bu 2. komisyon tahsilatının yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, 42.000 TL komisyon bedelinin tahsil tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketle müvekkili banka arasında 27.06.2011 tarihinde ve 03.08.2012 tarihinde imzalanan 2 adet TC Ziraat Bankası A.Ş. Genel Tarımsal Krediler Sözleşmesi’nin mevcut olduğunu, sözleşmeye göre müşteriye sübvansiyon destekli kullandırılan krediye ilişkin ve 5.300.000 TL üst limitli olup müşterice imzalanan sözleşmenin tüm hükümlerinin kabul ve taahhüt edildiğini, uyuşmazlıkların yaşanması halinde ise bu sözleşme hükümlerinin uygulanacağının karar altına alındığını, komisyon alacağına ilişkin oranların düzenlemesi ve yapılan değişikliklerin krediyi kullanan müşteriye bildirilmeksizin değişiklik yapılabileceğinin açıkça sözleşmede belirtildiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacıya kullandırılan kredinin, tarım sektöründe faaliyet gösteren girişimcileri teşvik etmek amacıyla Hazine tarafından sübvanse edilen düşük faizli uzun vadeli kredi türlerinden olduğu, davalı Ziraat Bankası’nın teşvik amaçlı sübvansiyonlu bu krediden dolayı düşük faiz uygulamakta ise de; faiz farkını zaten hazineden aldığı, bankacılık genel uygulamalarında kullandırılan krediden dolayı bir kez komisyon tahsilatı yapıldığı, somut olayda ise davalı banka tarafından uzun vadeli ve düşük faizli tarımsal teşvik kredisinin amacını ortadan kaldıracak şekilde her yıl komisyon bedeli tahsil edilerek kredi kullanan tarafın aleyhine kendi lehine zenginleşme yaratıldığı, taraflar arasındaki Genel Tarımsal Kredi Sözleşmeleri’nin 3.3, 6.1, 6.6, 6.9, 21. madde hükümlerinin 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 20-25 maddelerinde düzenlenen Genel İşlem Koşulları açısından değerlendirilmesi gerektiği, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca, Türk Borçlar Kanunu’nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, genel işlem koşullarını düzenleyen 6098 sayılı TBK’nın 20-25. maddelerindeki hükümlerin kamu düzenine ilişkin olduğu ve somut olayda uygulanması gerektiği, sözleşmelerde yer alan komisyon alacağına ilişkin hükümlerin kredi kullanan tarafın aleyhine ve onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, TBK’nın 25. maddesi uyarınca yazılmamış sayılacağı, bu durumda sözleşmenin yazılmamış sayılan 3.3, 6.1, 6.6, 6.9, 21. Maddeleri dışındaki hükümlerinin geçerliliklerini koruyacakları, davalı bankanın kullandırılan krediden 2. kez komisyon tahsilatı yapmasının kredinin niteliği, amacı, yasa hükümleri, bankacılık genel teamüllerine göre haksız olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile 42.000 TL komisyon bedelinin 31.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı bankadan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı banka vekili temyiz etmiştir.
Dava, fazla kesilen komisyon bedelinin istirdatı istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yeni sözleşme metninin, tacir olan davacı şirkete 01.08.2012 tarihinde verildiği, basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunan davacı şirket temsilcisinin imzasını taşıyan ”sözleşmeyi inceledik, anlamadığımız hükümler hakkında A.. D.. K.. ile görüşerek bilgi sahibi olduk ve mutabık kaldık, sözleşmeyi imzalamak istiyorum” şeklindeki müşteri bilgilendirmesi üzerine taraflar arasında sözleşmenin akdedildiği ve daha sonra da hesabından komisyon tahsilinin yapılmasını talep eden 31.12.2012 tarihli dilekçe birlikte değerlendirildiğinde, davacının istirdat talebi MK’nın 2.maddesine aykırı olup, dinlenemez. Bu itibarla, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı bankaya iadesine, 11/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.