Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/4736 E. 2014/7574 K. 17.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4736
KARAR NO : 2014/7574
KARAR TARİHİ : 17.04.2014

MAHKEMESİ : BURSA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/10/2013
NUMARASI : 2013/289-2013/289 D.İŞ

Bursa 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/10/2013 tarih ve 2013/289-2013/289 D. İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin bonoya dayalı alacağının yapılan sözlü taleplere rağmen ödenmediğini, borçlunun mal kaçırma hazırlığında olduğunu ileri sürerek, ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl olanın ihtiyati haciz yolunun değil diğer takip yollarının kullanılması olduğu, borçluyu peşinen kötüniyetli kabul etmenin temel hukuk kuralları ile bağdaşmayacağı, yasakoyucunun ihtiyati haczi olağanüstü haller için koruyucu bir tedbir olarak düşündüğü, hakimin de ihtiyati haciz taleplerinde onay makamı olmadığı, normal talep ve yollarla korunması muhtemel haklar için olağanüstü yola başvurmakta hukuki yarar bulunmadığı, vadenin üzerinden aylar geçmiş olmasına rağmen borçlunun mal kaçırma veya normal takibin sonuçsuz kalma ihtimalini gündeme getirecek somut bir olgunun ortaya konmadığı, borcun aranacak borçlardan olup bononun ödeme için ibraz edildiğinin iddia ve ispat edilmediği, sözlü taleplerin sonuçsuz kaldığı ifadesinin ibraz şartını karşılamadığı, borçlu için ihtiyati haczin tutuklamaya eşdeğer olduğu, ihtiyati haciz yoluyla banka hesaplarına bloke konulduğu, araç ve taşınmazların ihtiyaten haczedildiği, böylece aslında rahatça ödenecek bir borç için borçlunun ticari ve sosyal itibarının zedelendiği, mahkemelerin borçluyu da korumak mükellefiyetinde olduğu, hem alacaklı hem de borçlunun mahkemenin yargı çevresi dışında bulunduğu, iş bu kadar acil ise yerinde ihtiyati haciz talep edilip derhal infazı konusunda zaman kazanılmasının düşünülmediği, muaccel borcun varlığı ispatlansa da borçlunun ödeme mükellefiyetinin doğduğunun yeterince ispatlanamadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili temyiz etmiştir.
Talep, ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece yukarıda belirtilen nedenlerle istemin reddine karar verilmiştir. İİK’nın ihtiyati haciz koşullarını düzenleyen 257. maddesinde, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, istem dilekçesine ekli belgelere göre, aleyhine ihtiyati haciz talep edilen E.. B.. tarafınden keşide edilen ve vadesi gelmiş bulunan bononun ödendiği anlaşılamamaktadır. İhtiyati haciz taleplerinde tam bir ispat koşulu aranmasının gerekmediği, yaklaşık ispatın yeterli olduğu da dikkate alındığında, vadesi talep tarihi itibariyle gelmiş bulunan ve ödenmediği ileri sürülen alacak tutarı için alacaklı vekilinin ihtiyati haciz talebinde bulunmasında yasaya aykırı bir yön bulunmayıp, mahkemece yazılı gerekçeyle talebin reddedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının alacaklı lehine BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden ihtiyati haciz isteyene (alacaklı) iadesine, 17/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.