Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/4805 E. 2014/9935 K. 28.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4805
KARAR NO : 2014/9935
KARAR TARİHİ : 28.05.2014

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/12/2013
NUMARASI : 2012/208-2013/464

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.12.2013 tarih ve 2012/208-2013/464 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalı şirketin yönetim kurulu başkan ve üyeleri olan davalı gerçek kişilerin davalı şirketin ortakları olduklarını, 23/07/2012 tarihinde denetçi M.. D.. tarafından ilan edilen ve yeterli, geçerli bir gerekçe olmaksızın olağanüstü toplanan ortaklar kurulunca müvekkillerinin yokluğunda yapılan toplantı neticesinde davalı gerçek kişilerin yönetime seçildiklerini, şirketin % 57 hissesini elinde bulunduran hakim ortak davalı kardeşlerin usulsüz ve haksız kazanç temin ettiklerini, şirketin kuruluşunda kararlaştırılan centilmenlik sözleşmesinin ihlal edildiğini, müvekkillerine ait şirketlerin zarara uğratıldıklarını, davalı gerçek kişilerin yapmış olduğu işlemlerin TTK’nın 334. maddesinde belirtilen işlem yapma yasağı kapsamında işler olduğunu, muhasebe ve diğer kayıtların kaldırılması ve gizlenmesi ihtimali bulunduğunu ileri sürerek, kayyım atanması gerektiğini, ayrıca bilirkişiler marifetiyle şirketin mal varlığı, dağıtılmamış kâr payının olup olmadığı, müvekkillerine isabet eden kısmın tespiti, kayıtlara işlenmemiş alacaklar, gizlenen perdelenen kazanç durumu, usulsüz işlemler ile haksız kazanç aktarımları hususlarının tespiti ile müvekkillerinin yokluğunda olağanüstü toplantı ile alınan 23/07/2012 tarihli haksız yönetim değişikliği ve yeni müdür atanmasına dair ortaklar kurulu toplantısı kararının yürütmesinin tedbiren durdurulmasına ve yargılama ile tespit edilecek yasal nedenlerle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, safahatta ortaklar genel kurul kararının iptali talebi dışında diğer taleplerden feragat ettiklerini beyan etmiştir.
Davalılar E.. D.., K.. D.. ve D.. CNL Dış Tic. ve Paz. A.Ş. Vekili, davacılar tarafından ileri sürülen hususların hiçbirinin gerçeği yansıtmadığını, davacılar ile aralarında imzalanmış ve müvekkillerini bağlayan herhangi bir sözleşme olmadığını, davacılara ait şirketler üzerinden herhangi bir işlem yapılmadığını, aksine her iki şirketin de borca batık olduğunu, davacıların müvekkillerinin bilgisi dışında davalı şirketin hak ve alacaklarını kendi şirketlerine aktararak müvekkil şirketi yaklaşık 2.000.000,00 TL zarara uğrattıklarını, iptali istenen genel kurul toplantısında alınan kararların usulüne uygun olduğunu, bakanlık komiseri nezdinde toplanmış ve kararların mevzuata uygun alındığından bahisle davanın reddini savunmuştur.
Davalı S.. D.. yargılamaya katılmamıştır.
Mahkemece, davanın niteliği gereği davalı gerçek kişilere husumet yöneltilemeyeceği gerekçesi ile davalı gerçek kişiler yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine; davacıların 23/07/2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptali talebi ile ilgili olarak ise, davacıların davalı şirketin hissedarı oldukları ve işbu davayı açmaya hak ve ehliyetlerinin bulunduğu, davalı şirketin esas sözleşmesinde konu ile alakalı olarak TTK’nın hükümlerinin uygulanacağının hüküm altına alındığı, konu ile alakalı TTK’nın 414/1. maddesinin amir hükmüne rağmen davacıların iptali istenen genel kurul toplantısına gerek toplantının Türkiye Sicil Gazetesi’nde yayını, gerekse toplantı ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere toplantı tarihinden en az iki hafta önce çağrının yapılması ve davacı hissedarlara iadeli taahhütlü bildirim zorunluluğunun yerine getirilmediği, olayda istisnai bir durumun söz konusu olmadığı gerekçesi ile davalı şirket aleyhine açılan genel kurul kararının iptaline ilişkin davanın kabulü ile davalı şirketin 23 Temmuz 2012 tarihli olağanüstü genel kurul kararının iptaline, söz konusu kararın yürütmesinin tedbiren durdurulmasına, diğer taleplerin ise feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
Dava, olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, TTK’nın 414/1. maddesinde belirlenen toplantıya davet koşullarının yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın kabulü ile davaya konu genel kurul kararlarının iptaline karar verilmiş ise de; genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin usullere uyulmaması, tek başına alınan kararların iptali sonucunu doğurmaz. Ayrıca, alınan kararların kanuna, anasözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı bulunduğunun kanıtlanması gerekmektedir. Çağrıdaki usulsüzlüğün müeyyidesi, genel kurula katılmayan ortağa kararlara muhalefet şerhi yazdırmadan süresinde dava açma hakkı vermesidir. Bu itibarla, mahkemece iptali talep olunan olağanüstü genel kurulda alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı bulunup bulunmadığı hususu değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne göre karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı gerekçe ile hükmün temyiz eden davalı şirket yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı şirkete iadesine, 28.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.