YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4882
KARAR NO : 2014/10905
KARAR TARİHİ : 09.06.2014
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/01/2014
NUMARASI : 2013/53-2014/12
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.01.2014 tarih ve 2013/53-2014/12 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin Çin Halk Cumhuriyeti’nin Şanghay şehrinde kurulduğunu, Çin’in taşımacılık sektöründe tanınmış ve itibarlı bir şirket olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirketin çalıştığı taşıma komisyoncularından biri olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki neticesinde verilen taşıma hizmetlerine karşılık müvekkili şirket tarafından tanzim edilen faturaların davalı borçluya gönderildiğini, davalı borçlunun faturalara yazılı veya sözlü herhangi bir itirazının olmadığını, ancak yapılan tüm görüşmelere rağmen davalı tarafından bir ödeme yapılmaması üzerine 23.130,75 USD asıl alacağa istinaden davalı şirket hakkında Bakırköy 10. İcra Müdürlüğü’nün 2012/14393 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca ve ferilerine itirazı üzerinde takibin durduğunu, takibin itiraz sonucu durdurulmasından sonra 13/08/2012 tarihinde davalı şirketin müvekkili şirketin banka hesabına 2.005,00 USD havale gönderdiğini, bu durumun da davalının icra dosyasına yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, ileri sürerek itirazın kısmen iptaline, davalının asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının Çin uyruklu tüzel kişi olup teminat yatırması gerektiğini, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesine göre karşılıklı hizmet verildiğini, bunun temelinde taşıma komisyonculuğu bulunduğunu, davacı firma tarafından gönderimi yapılan emtiaların müvekkili tarafından Türkiye içinde teslim edilirken, müvekkili tarafından gönderimi yapılan malların da davacı tarafından Çin’deki alıcıya teslim edildiğini, taraflar arasında cari hesap ilişkisi olduğunu, müvekkili firmanın Çin’ deki alıcıya teslim edilmek üzere Türkiye’ deki müşterilerinden kendisine taşıyıcı sıfatı ile teslim edilen emtiaları gönderdiğini, ancak davacı tarafından bu mallara el konularak teslimat yapılmadığını, davacının bu malların teslim edilmesi için sözleşmeye aykırı olarak bütün cari hesap borcunun kapatılmasını istediğini, müvekkilinin vadesi gelmiş borcu olmadığını, davacının sözleşmeyi ihlal ederek 3. kişi müşterilere ait malları teslim etmediğinı, davacının elkoyduğu malları gönderen firmalar tarafından da taşıyıcı sıfatı ile müvekkiline rücu edilerek malların bedeli tazmin edildiğini, müvekkili tarafça da bu zararların davacı adına fatura edilip davacı hesabına işlendiğini, davacının verdiği zararın mahsubundan sonra borcun kalan kısmı davacıya ödendiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, Çin’den Türkiye’ye taşımalarda davalının alt komisyoncu; Türkiye’den Çin’e yapılan taşımalarda ise davacının alt komisyonculuk faaliyeti içinde oldukları, davacı ve davalı arasında cari hesap sözleşmesi bulunmamakla birlikte, ödeme ve fatura hesaplarının cari hesap şeklinde işlendiği, davacının dava konusu alacağını teşkil eden davalı yana tanzim etmiş olduğu faturaların davalının 2012 yılı ticari defterlerine usulüne uygun olarak kaydedildiği ve hizmetin verildiği olgusunun ihtilafsız olduğu, uyuşmazlığın davalı tarafından davacı adına tanzim edilen faturaların davacı tarafından kabul edilmemesi nedeniyle ortaya çıktığı, davalının bu faturaları davacıya tebliğ ettiğini kanıtlayamadığı, davalının bir takım müşterisine yaptığı faaliyetler nedeniyle bedeller ödemek durumunda kaldığı, bu ödemelerin davacı yanın yaptığı ve zarar verdiği taşımalar nedeniyle yapıldığı davalı yanca ispat edilemediği, gerekçesi ile davanın kabulüne, itirazın 21.125,75 USD asıl alacak yönünden iptaline, takibin devamına, asıl alacağın % 20’si üzerinden hesap edilen 7.576,96 icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Taraflar arasında karşılıklı yapılan taşımalar nedeni ile yazılı sözleşmeye bağlı açık hesap ilişkisinin bulunduğu toplanan delillerle anlaşılmakta olup bu husus mahkemenin de kabulündedir. Bu durumda, aynı ilişkiden kaynaklanan hesaplamada davalının savunması çerçevesinde davacının alacağından davalının bu ilişki çerçevesinde 3. kişilere yaptığı ödemelerden ötürü takas-mahsup talebinde bulunabileceği kural olarak kabul edilmelidir. Bu itibarla, mahkemenin davalının mahsup savunmasının sadece davacının takibe ve davaya konu ettiği 12 adet taşıma ile ilgili olması gerektiği ve bu hususun ispatlanamadığı yolundaki gerekçesi yerinde değildir. Hal böyle olmakla, mahkemece yeniden teşekkül ettirilecek uzman bilirkişilerden davalı tarafından dosyaya sunulan iade faturaları ve bu faturalara mesnet taşıma belgelerinin tümü üzerinde inceleme yaptırılarak davalının gerçekten de davacı ile olan sözleşme ilişkisi çerçevesinde davacıya (Çin’e) yaptığı taşımalar sırasında davacının kendisine alıcı sıfatı ile gönderilen mallar üzerinde hapis hakkını kullanmasının haklı nedenlere dayanıp dayanmadığı, davalının sunmuş olduğu iade faturalarının bu taşımalara ilişkin olup olmadığı hususları araştırılıp değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmediğine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.