YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4886
KARAR NO : 2014/6784
KARAR TARİHİ : 07.04.2014
MAHKEMESİ : KONYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/02/2014
NUMARASI : 2013/616-2014/107
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/02/2014 tarih ve 2013/616-2014/107 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Almanya Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 03.09.2009 tarih ve 3 O 195/09 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın ve masraf tespit kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yabancı mahkeme kararının ilk olarak 11.11.2009 tarihinde posta yoluyla davalılara tebliğe çıkartıldığı, kararın iki hafta sonrası olan 25.11.2009 tarihinde davalıya tebliğ edildiğinin kabul edildiği, kararın kesinleştiğinin 18.10.2011 tarihinde şerh verildiği, bilahare davacı vekilinin talebi üzerine davalılara 07.04.2011 ve 08.04.2011 tarihlerinde Bakanlık kanalı ile usulüne uygun karar tebliğinin yapılmasına rağmen davalı şirket tarafından yasal süresi içerisinde karara karşı yapılan itirazın, kararın 11.11.2009 tarihinde posta yoluyla tebliğ edildiği ve kesinleştiğinden bahisle reddedildiği, Hamm Bölge Mahkemesi’nin kararında belirtildiği şekilde kararın davalılara doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesinden dolayı davalının savunma ve temyiz hakkının kısıtlandığı ve engellendiği, yabancı mahkeme kararının usulüne uygun tebliğ edilmediğinden yabancı mahkeme tarafından verilen kesinleşme şerhinin de bir önem ifade etmeyeceği, yurtdışında faaliyet gösteren şirkete, yurtiçi tebligat yapılmasının, keza Hamm Bölge Mahkemesi’nin karar gerekçesinde açıkladığı hususların kamu düzeninden olan Türk Usül ve Tebliğ Yasalarına aykırılık oluşturduğu, kaldı ki; bölge mahkemesi kararı gereğince, tenfize konu yabancı mahkeme kararında şerh edilen karar tebliğ ve kesinleşme tarihlerinin de usulüne uygun olmadığı, bu durumda MÖHUK’nın 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir
2- Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece, davalılardan H.. B.. yönünden de aynı gerekçeyle tenfiz isteminin reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’nın 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, tenfizi istenen D. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararın adı geçen davalıya Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığı ile tebliğ edildiği ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunduğu, 5718 sayılı MÖHUK’nın 54. maddesine aykırı bir durum da söz konusu olmadığına göre davalı H.. B.. yönünden yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 07/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.