Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/4894 E. 2014/10458 K. 04.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4894
KARAR NO : 2014/10458
KARAR TARİHİ : 04.06.2014

MAHKEMESİ : ANKARA 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/10/2013
NUMARASI : 2012/289-2013/239

Taraflar arasında görülen davada Ankara 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/10/2013 tarih ve 2012/289-2013/239 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı tasfiye memuru vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Ankara 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/9 Esas sayılı dosyasında H.. İç ve Dış Ticaret İnşaat Şirketi aleyhine ikame edilen tasarrufun iptali davası devam ederken adı geçen şirketin ortaklar kurulu kararı ile tasfiye kapanışının yapıldığını, Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, ilgili dosyada verilen ara kararıylaşirketin ihyasının istenilmesi için süre verildiğini ileri sürerek, H.. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti’nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tasfiye memuru vekili, yapılan tasfiye işleminde herhangi bir eksiklik bulunmadığını, şirketin ihyası halinde tasfiyesi gereken bir mal varlığının da bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı A.. M.. temsilcisi, davaya cevaplarını bildirmemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davanın kabulüne, TTK’nın 547. maddesi uyarınca davalı şirketin ek tasfiyesi için yeniden Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne tesciline, bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memuru N.. B..’un tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.
Kararı davalı tasfiye memuru vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye ve şirketin yeniden tescili istemine ilişkin olup mahkemece dava basit yargılama usulüne tabi olarak görülmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nun 547. maddesinde gösterilen dava çekişmesiz yargıya tabi olmayıp, 6100 Sayılı HMK’nın 316. maddesinde gösterilen basit yargılama usulüne tabi dava ve işler arasında da sayılmamıştır.
Kural olarak, hakim, davanın taraflarını kanuna uygun bir şekilde davet edip onları dinlemeden kararını veremez (HUMK m.73, HMK m.27). HMK’nın 147. maddesinde de, tarafların ön inceleme aşamasından sonra tahkikat için duruşmaya davet edileceği, gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan hazır bulunulmaması halinde yokluklarında duruşmaya devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyeceklerinin bildirileceği düzenlenmiş, bu husus HMK’nın 186. maddesinde de aynı şekilde vurgulanmıştır. Bu kapsamda, yazılı yargılama usulüne tabi bulunan işbu dava yönünden, dava ve karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HMK’nın 147 vd. maddeleri uyarınca ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra tahkikat duruşması için davalılara davetiye tebliğ edilmeksizin hüküm kurulmuş olması doğru olmamış, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı tasfiye memuru vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı tasfiye memuru vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı tasfiye memuru vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/06/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞIOY

Dava, 6102 sayılı TTK’nın 547. maddesine dayalı ve uygulamada isimlendirildiği üzere bir “ihya” davası niteliğinde olup davanın tasfiye memuruna yöneltilmiş bulunması, diğer davalının ise “yasal hasım” olması nedeniyle, aynı kanunun 1521. maddesi gözetildiğinde HMK’nın 316. maddesi uyarınca basit usule tabidir. Esasen, bu nitelikteki davaların, daha uzun bir sürece yayılı olan yazılı yargılama usulüne tabi olduğunu kabul etmenin yasal dayanağı bulunmadığı gibi bir ticaret şirketinde, şirket ortağı tarafından açılan bir fesih ve tasfiye davasının, TTK’nın 1521. maddesi uyarınca basit usule tabi bir dava olarak görülmesi gerekirken, eş söyleyişle, ana tasfiye davası basit usulde görülürken ek tasfiye davasının yazılı yargılama usulüne tabi bulunduğunu söylemek için maddi ve mantıki nedenler bulunmamaktadır. Bu nedenle, bu tür davalarda yazılı yargılama usulüne ilişkin usul kurallarının değil, HMK’nın 320. maddesi hükmünün uygulanması gerekli ve yeterlidir. Bu durumda, mahkemece, HMK’nın 320/1. maddesi çerçevesinde yürütülen yargılama süreci sonucunda davanın esastan kabulüne karar verilmesinde yasaya aykırılık göremediğimden Daire çoğunluğunun aksi yöndeki kararına katılamıyorum.