YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4924
KARAR NO : 2014/12049
KARAR TARİHİ : 25.06.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/10/2013
NUMARASI : 2012/248-2013/227
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/10/2013 tarih ve 2012/248-2013/227 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı adına tescilli bulunan “OCTET” ibareli markanın gerçek hak sahibinin davacılar olduğunu, davalının da bu durumu bilerek anılan ibareyi kötüniyetli olarak tescil ettirdiğini ileri sürerek davalı adına tescilli olan “OCTET by Korle” ibareli maraknın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacılar tarafından daha önce aynı konuda açılan davanın reddedildiği ve kararın kesinleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında aynı nedenlere dayalı açılıp kesin hükme bağlanmış bir karar bulunması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı A.. L… vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı P.. L… vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece davacı ve davalının taraf olduğu TPE YİDK kararınını iptali ve markanın hükümsüzlüğü hakkındaki Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2008/30 Esas, 2009/173 Karar sayılı dosyasında gerçek hak sahipliği ve kötü niyet iddialarına dayalı olarak verilen red kararının kesinleştiği, bu nedenle de taraflar arasındaki dava konusu uyuşmazlıkla ilgili kesin hüküm bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin anılan dosyasında mahkemece, davacı A.. L… hakkındaki davanın esastan reddine karar verilmiş ise de, diğer davacı P.. L… yönünden bu davacının marka başvurusuna itiraz etmeyip TPE nezdindeki işlemlerin tarafı olmadığından bahisle aktif dava ehliyeti olmadığı gerekçesiyle TPE YİDK kararının iptali davasının reddine, hükümsüzlük davasının da dava konusu marka tescil edilmediğinden erken açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 303. maddesi “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” hükmünü haiz olup, Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin kararının eldeki davada davacı P.. L… açısından kesin hüküm oluşturduğu söylenemez. O halde, P.. Ltd. tarafından açılan davanın esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddi doğru görülmemiş, kararın davacı P.. Ltd. yararına bozulmasına karar karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı A.. L… vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı P.. Ltd. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı Pitcs Ltd. yararına BOZULMASINA, alınmadığı anlaşılan 25,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı A.. L..’den alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı P.. L..’ye iadesine, 25/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.