Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/5043 E. 2014/8638 K. 07.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5043
KARAR NO : 2014/8638
KARAR TARİHİ : 07.05.2014

MAHKEMESİ : SİVASLI ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/01/2014
NUMARASI : 2014/22-2014/22

Sivaslı Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/01/2014 tarih ve 2014/22-2014/22 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz talep eden (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi.tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen alacaklı vekili, müvekkili ile borçlu . arasında 21/08/2010 tarihinde Tarımsal Kredi Sözleşmesi, 30/09/2011 Genel Tarımsal kredi sözleşmesi ve 02/06/2011 tarihli Genel Tarımsal Kredi Sözleşmesi imzalandığını, G.. B.., M.. B..’ın bu borcun 160.000,00 TL’si için, G. B. ve B.. Ç..’nın bu borcun 20.000,00 TL’si için . ve T.. T..’in ise borcun 33.600,00 TL’si için müteselsil kefiller olduğundan borçlu olarak görüldüklerini, adına tarımsal kredi sözleşmesi açıldığı,., M.. B.. için 154.121,58 TL’si için, E.. B.. için kefalet miktarı olan 24.000,00 TL’si için, B.. Ç.. için kefalet miktarı olan 20.000,00 TL’si için, T.. T.. için kefalet miktarı olan 33.600,00 TL borcun ödenmediğini, bunun üzerine S. Noterliğinden 08/01/2014 tarih 101, 102, 104, 105 yevmiye numarası muacceliyet ihtarname çekildiğini, bu ihtarnameye rağmen de halen borcun ödenmediğini ileri sürerek, borçlular hakkında yapılacak icra takibi için G.. B.. ve M.. B.. için 154.121,58 TL, E.. B.. için 24.000 TL, B.. Ç.. için 20.000 TL ve T.. T.. için 33.600 TL ‘lik borca yeter tutarda borçluların taşınır, taşınmaz mallarıyla üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyaten haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda, somut olayda asıl borçluya yönelik bir istem olmadığı,müteselsil kefiller bakımından ihtiyati haciz kararı verilmesi koşullarının bulunup bulunmadığı noktasında yapılan değerlendirmede ise müteselsil kefillere sözleşme hükümlerini yerine getirmesi için 08.01.2014 tarihli muacceliyet ihtarnameleri keşide edildiği ve ihtarnameye rağmen ödemenin yapılmadığı;ancak müteselsil kefillerden M.. B.. ve Gülsade Boyar’a yönelik olarak yapılan sözleşmenin 21/08/2010 olmasına rağmen 08/01/2014 tarihli muacceliyat ihtarnamesinde taraflara 30/09/2010 tarihli Tarımsal Kredi Sözleşmesi gönderildiği, bu nedenle 21.08.2010 tarihli sözleşme yönden talebin reddi gerektiği,diğer sözleşmelerde bulunan müteselsil kefiller G.. B.., B.. Ç.., E.. B.., T.. T.. yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesinin koşullarının bulunduğu gerekçesiyle,müteselsil kefiller Gülsade Boyar, M.. B.. yönünden taraflar arasındaki sözleşme tarihinin 21/08/2010 olması ancak taraflara gönderilen 08/01/2014 tarihli muacceliyet ihtarnamesinde sözleşme tarihinin 30/09/2010 olarak belirtilmesi nedeniyle talebin reddine, müteselsil kefiller G.. B.. yönünden talebin kabulü ile İİK’nın 257 maddesi gereğince alacaklının 20.000,00 TL alacağının ve müteselsil kefiller Gülsade Boyar ve T.. T.. yönünden talebin kabulü ile İİK’nın 257. maddesi gereğince alacaklının 33.600,00 TL alacağının alınabilmesini sağlamak için borca yeter miktardaki menkul, gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmiştir.
Kararı, talep eden alacaklı vekili temyiz etmiştir.
(1) Dava, ihtiyati haciz istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nun 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK’nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda mahkemece, gerekçeli kararda “müteselsil kefiller G.. B.., B.. Ç.., E.. B.. ve T.. T.. yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesinin koşullarının oluştuğu ve bu nedenle talebin kabulüne karar verilmesi gerektiği” belirtildikten sonra gerekçeye uygun şekilde hüküm kurulması gerekirken, hüküm fıkrasında müteselsil kefillerden sadece G.. B.. ve T.. T.. hakkındaki talebin kabulüne karar verilmiş, diğer müteselsil kefiller B.. Ç.. ve E.. B.. hakkında hüküm kurulmamıştır. Ayrıca talep eden alacaklı vekili talep dilekçesinde, G.. B.. için 21.08.2010, 30.09.2011, 02.06.2011, 30.11.2012 tarihli sözleşmelerdeki müteselsil kefilliğinden dolayı toplam 154.121,58 TL üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesi talebinde bulunmuş olmakla, mahkeme kararının gerekçesinde 21.08.2010 tarihli sözleşmeye ilişkin talebin reddine, diğer sözleşmeler yönünden ise talebin kabulüne karar verilmiştir. Ancak yine gerekçeye uygun şekilde hüküm kurulması gerekirken, gerekçe kısmında kabulüne karar verilmiş 30.11.2012 tarihli sözleşmedeki 24.000 TL’lik tutar hakkında hüküm kurulmamıştır. Bu itibarla, gerekçe ile hüküm birbiriyle çeliştiğinden verilen karar, yukarıda açıklanan yasa ve içtihat hükümlerine aykırı olup kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
(2)Bozma sebep ve şekline göre, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin (1) nolu bendin dışında kalan esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ :Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın alacaklı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 07/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.