YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/530
KARAR NO : 2014/7751
KARAR TARİHİ : 21.04.2014
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/04/2013
NUMARASI : 2012/67-2013/74
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.04.2013 tarih ve 2012/67-2013/74 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1. maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2004/29859, 2002/25273, 2004/5262, 2007/11591, 2006/26614, 2006/30501, 2006/63176, 2004/23206, 2004/23206, 2007/19542 sayı ve “C.”, “C.”, “C.”, “K.E.”, “K.+ş.”, “K.+ş.”, “K.+ş.”, “K.”, “K.”, “K. H.+ş.”, ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “J.” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TPE’ye başvuruda bulunduğunu, 2010/06133 kod numarasını alan başvurunun Resmi Marka Bülteni’nde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itiraz edildiğini; ancak itirazlarının yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı başvurusunun müvekkili markaları ile benzer olduğunu, karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu iddia ederek davaya konu TPE YİDK’nun 2012-M-657 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı T.. B.. vekili, davalı başvuru ile davacı markaları arasında benzerlik bulunmadığını, karıştırılma ihtimalinden de söz edilemeyeceğini tanınmışlık nedeniyle ilişkili olmayan mal ve hizmetler yönünden tescil engeli bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirket tarafından tescili talep edilen “J.” ibaresinin davacının iddialarının aksine, davacıya ait markalardan farklı olduğunu, malların ve faaliyet alanlarının da farklı olduğunu; karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, haksız yarar sağlanacağı ve markanın itibarına zarar vereceği savlarının da dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalının “J.-m.” ibareli başvurusunda “J” harfinin farklı okunuşu ve görünümünün başvuruyu davacının “K.” ve bu kökten türetilen “K.”, “K. ibareli markalarından okunuş, görünüm, anlam ve genel izlenim olarak farklı kıldığı, davalı başvurusu yönünden, 556 sayılı KHK’nın 7/1-b, 8/1-b ve 8/4 maddelerinde düzenlenen koşulların gerçekleşmediği, iptali istenen YİDK kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TPE YİDK kararının iptali ile tescili halinde davalı markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemlerine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de; yargılamalar sırasında, davanın konusunu oluşturan 2010/6133 sayılı başvurunun geri çekildiğine dair davacı vekilinin TPE resmi internet sitesinden alınan bir web çıktısı sunduğu ve çıktının sunulduğu 01.11.21012 tarihli oturumda tesis edilen 6 nolu ara kararla başvurunun tescil edilip edilmediğinin TPE’den sorulmasına karar verildiği, ancak bu ara kararın yerine getirilmesi amacıyla TPE’ye bu konuda müzekkere yazılmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle; anılan ara kararın gereği yerine getirilerek TPE’ye yazılacak bir müzekkereyle davacının iddia ettiği gibi, marka başvurusunun geri çekilmesi durumunun bulunup bulunmadığı hususu araştırılarak, oluşacak sonuca göre, dava türü ve davanın tarafları da dikkate alınarak, davanın konusuz kalıp kalmadığı hususu değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.