Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/5455 E. 2014/14238 K. 22.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5455
KARAR NO : 2014/14238
KARAR TARİHİ : 22.09.2014

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/11/2013
NUMARASI : 2011/530-2013/412

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/11/2013 tarih ve 2011/530-2013/412 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davaya konu edilen ve davalı tarafından icra takibine konu edilen 6.400 TL bedelli çekin müvekkili şirketin işyerinden hırsızlık sonucu çalındığını, davalının çekin çalıntı olduğunu öğrenmesine rağmen bile bile ve kötüniyetli olarak takibe koyduğunu ileri sürerek, dava konusu çekin davalıdan istirdadı ile davalının %’40 tan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacılar vekili, müvekkillerinden S. Ltd. Şti tarafından keşide edilen 29/02/2008 tarihli, 6.400 TL bedelli çekin diğer müvekkili ciranta İ. Ev Aletleri A.Ş. tarafından K. Pazarlama Dağıtım Reklam ve Yayın Dayanıklı Tüketim Maddeleri İç ve Dış Ticaret Ltd Şti.ne verildiğini, bilahare hırsızlık olayı nedeniyle çekin çalındığını, çeki çalınan mezkur firmanın müvekkilinden kendilerine çek borcunu haricen ödemesini talep ettiğini ve 29/03/2008 tarihli bir taahhütname verdiğini, savcılığın da bankayı uyarması ve 29/02/2008 tarihli çekin 10 günlük kanuni ibraz müddetinin geçmesini takiben çek karşılığı 6.400 TL’nın müvekkili S.Ltd. Şti. tarafından K. Ltd. Şti’ne 13/03/2008 tarihinde havale ile ödendiğini, buna rağmen davalının çalıntı çek için ihtiyati haciz kararı aldırarak müvekkillerinin banka hesaplarına haciz istediğini ve muhatap banka hesabını ihtiyati haciz, kararıyla geçici bloke ettirmiş olduğunu, ayrıca Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün .. nosu ile icra takibi başlattığını ileri sürerek, davalı tarafa mezkur çekten/takipten dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ile %40 dan az olmamak üzere icra tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, müvekkilinin dava konusu çeki, alacağına karşılık ciro yoluyla V. G.’den aldığını, çeki almadan önce muhatap bankaya telefon edildiğini ve bir problem olmadığının öğrenildiğini, bu nedenle çeki kabul etiklerini, davacının çekte cirosunun olmadığını, banka kayıtlarına ve keşideci isim ve imzasına güvenerek çek alan müvekkilinin mağdur edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, gerek çekin hırsızlık olayından sonra davalı tarafından ibraz edilmesi gerekse davacılar ile davalı arasındaki ticari ilişkinin mevcut olmaması ve çek arkasındaki ciro silsilesinin akamete uğraması nedeniyle davalının meşru hamil kabul edilmeyeceği, davalının meşru hamil olmaması, hırsızlık olayından sonra çekin davalının eline geçmiş olması, çek arkasındaki ciro silsilesini takip eden ciro silsilesinde yer alan kişilerle davacı ve davalının ticari ilişkisinin olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, dava konusu çekin davalıdan istirdadına, birleşen davanın kabulü ile dava konusu çekten ve takipten dolayı davacıların borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl dava çek istirdadı istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulü ile dava konusu çekin davalıdan istirdadına karar verilmiştir.
Ancak, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK’nun 704. (6102 Sayılı TTK’nun 792. maddesi) maddesine göre, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil, ancak kötüniyetle iktisap etmiş olması veya iktisapta ağır bir kusurunun bulunması halinde yetkili hamil sayılmaması ve çeki iade ile yükümlü tutulması gerekir. Bu durumda mahkemece, davalının ağır kusurlu bulunduğu veya ağır kusurlu olduğuna dair hangi delillere dayanarak yazılı gerekçeyle karar verildiği açıklanmadan dava konusu çekin iadesine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Birleşen davaya gelince, davalı çeke dayalı olarak takip yapmıştır. Ciro silsilesine göre, çekin İ, Ev Aletleri İmal. San. Tic. A.Ş. cirosundan sonra sırasıyla S. Ş., V. G. ve son olarak davalı M.. Ş..’na ciro yoluyla geçtiği, ciro silsilesinde bir kopukluk bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı yazılı belgeye (çeke) dayanmakta olup aksinin de ancak aynı kuvvette delil ile kanıtlanabileceği göz önünde bulundurularak ayrıca asıl davada da, davalının yetkili hamil olup olmadığı da tartışılacağından, asıl davanın neticesine göre de tarafların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken yazılı gerekçeyle birleşen davanın da kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.