Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/5516 E. 2014/11892 K. 23.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5516
KARAR NO : 2014/11892
KARAR TARİHİ : 23.06.2014

MAHKEMESİ : KONYA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/09/2013
NUMARASI : 2012/44-2013/669

Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/09/2013 tarih ve 2012/44-2013/669 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalıların dava dışı U. Makine İmalat Sanayi İç ve Dış Tic. Ltd. Şti’nin hissedarları iken 01.05.2008 tarihinde müvekkilinin tüm hissesini davalı A.. K..’ya devrettiğini, davalıların bu hisse devrini tescil ettirmediklerinin ve müvekkilinin ortak sıfatıyla şirketin kamu borçlarından sorumluluğunun devam ettiğinin öğrenildiğini, bu nedenle müvekkilinin 6111 sayılı Kanun kapsamında alacaklı kurumlara başvurararak 381.000 TL’nin ödenmesi sorumluluğu altına girdiğini, dava tarihine kadar da 100.000 TL’lik bir kısmın ödendiğini ileri sürerek şimdilik 10.000 TL’nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, noterden yapılan devir sözleşmesinin tescil ve ilanını yaptırmayan dolayısıyla halen şirket ortağı ve müdürü olan davalının kamuya ödediği borçları müvekkillerinden isteyemeyeceğini, kaldı ki ortaklıktan ayrılsa dahi müdür sıfatının devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirket ana sözleşmesinin 13. maddesi gereğince bir payın devrinin şirkete bildirilmek ve deftere kaydedilmek şartıyla hüküm ifade edeceği, pay devri için ortakların en az 3/4’ünün muvafakatının gerektiği, bu şartlar oluşmadığından pay devrinin geçersiz olduğu, noterce yapılan devir sözleşmesinin Kanunda öngörülen resmi yazılı şekil şartını taşıdığından devredenle devralan arasında geçerliliğini koruduğu, ancak şirkete karşı geçerli olmadığı, amme borcunun şirket tüzel kişiliği adına ödendiği, davacının bu ödemeleri şahsı adına yaptığını ispat edip önce şirket tüzel kişiliğinden tahsilini isteyebileceği, bu girişimi semeresiz kalırsa davalılara başvurabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Davacı vekili, 19.09.2013 tarihli son oturuma katılmamış ve 16.09.2013 tarihli mazeret dilekçesini göndermiş olup aynı duruşmaya katılan davalı vekili mazeret hususunda takdirin mahkemeye ait olduğunu beyan etmiştir. Mahkemece, davacı vekilinin mazeretinin kabulü veya reddi hususunda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmaksızın davacı vekilinin yokluğunda davanın reddine karar verilmiştir. Anayasa’nın 36 ve 6100 sayılı HMK’nın 27’inci maddelerinde taraflar dinlenmeden iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, yani hukuki dinlenilme hakkını ihlal edecek şekilde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bu itibarla, davacı vekilinin mazeret bildirmiş olmasına rağmen bu hususta bir karar verilmeden yargılamaya devam olunarak davacının yokluğunda esas hakkında hüküm tesis edilmesi, hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu hususa yönelik temyiz itirazının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.