YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5761
KARAR NO : 2015/3685
KARAR TARİHİ : 17.03.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy (Kapatılan) 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/12/2013 tarih ve 2012/479-2013/521 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17.03.2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. …. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin kuruluşundan beri %33 hissedarı olduğunu, müvekkilinin şirketteki payının azaltılması için kötüniyetli olarak 30.06.2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında sermaye artırımına gidildiğini, sermaye artırımını gerektirecek gerçek bir zarar ve yatırım gereği bulunmadığını, yönetim kurulunca 31.03.2012 tarihli bilançoya göre şirket sermayesinin 464.652,23 TL’sini kaybedildiği, yatırım yapılması için sermaye artırım kararı alındığı belirtilmekte ise de söz konusu sermaye artırım kararının objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, 30/06/2012 tarihli genel kurulda alınan kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısında gerekli nisaplara uyulduğunu, davacının olumsuz oy kullanmasına rağmen tutanağa muhalefetini usulüne uygun şerh ettirmediğini, 25.05.2012 tarihli olağanüstü genel kurulda yönetim kurulu başkanının mevcut durum hakkında TTK’nın 324 maddesi kapsamında hissedarlara bilgi verdiğini, gerek 01/01/2011-31/12/2011 dönemi bilançosuna göre şirket sermayesinin (-394.148,93 TL) ve gerekse 31/03/2012 tarihi itibari ile düzenlenen ara bilançoya göre sermayenin (-464.652,23 TL) kaybedildiği, sermayenin telafisi için en az 565.000 TL zarar telafi fonu oluşturulması gerektiğinin söylendiğini, 30/06/2012 tarihli olağanüstü genel kurulda ise sermaye artırım kararı alındığını, iptali istenen genel kurul kararı ile şirket zararlarının ortaklardan karşılanmasının amaçlandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin sicil kayıtları incelendiğinde 25/05/2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında TTK’nın 324 maddesi kapsamında hissedarlara bilgi verildiği, 01/01/2011-31/12/2011 dönemi bilançosuna göre şirket sermayesinin 394.148,93 TL, 31/03/2012 tarihi itibari ile düzenlenen ara bilançoya göre şirket sermayesinin 464.652,23 TL kaybedildiği, sermayenin telafisi için en az 565.000 TL zarar telafi fonu oluşturulması gerektiğinin ifade edildiği, bilirkişi raporunda da davalı şirketin özvarlığının 2009 yılından beri negatif durumda olduğu,
2011 yılında (-394.148,93 TL) olan özvarlık tutarının 31/03/2012 tarihi itibari ile (-464.652,23 TL) olduğu tespit edilmekle 30/06/2012 genel kurul tarihi itibari ile davalı şirketin özvarlığını tamamen kaybettiği, genel kurul tarihi itibari ile uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 324. maddesi uyarınca son yıllık bilançoda esas sermayenin yarısının karşılıksız kaldığının anlaşılması durumunda yönetim kurulunun derhal toplanarak durumu genel kurula bildirmesi, şirketin aciz halinde bulunduğu şüphesini uyandıran emareler mevcut ise yönetim kurulunun şirket aktiflerinin satış fiyatları esas alınarak bir ara bilanço düzenlenmesi ve sermayenin 2/3’ünün karşılıksız kaldığının belirlenmesi durumunda sermayenin tamamlanmasına ya da mevcut 1/3 sermaye ile yetinilmesine karar vermesi gerektiği, şirketin aktiflerinin şirket borçlarını karşılamaya yetmediği takdirde yönetim kurulunun durumu derhal mahkemeye bildirmesinin zorunlu olduğu, şirket genel kurulunun bunlar dışında şirketin feshine dair karar hariç başka bir karar almasının mümkün olmadığı, kanunun genel kurula böyle bir yetki vermediği, genel kurulun yetkisi olmadan aldığı sermaye artırım kararının muteber bir karar olmayacağı, somut olayda 30/06/2012 tarihli genel kurul toplantısından önce gerek 2011 yılı bilançosunda ve gerekse 31/03/2012 tarihli ara bilançoda davalı şirketin özsermayesini tamamen kaybettiği, özsermayenin negatif (-464.652,23 TL) olduğu, özsermayesini tamamen kaybeden davalı şirket genel kurulunun yetkisi bulunmadığı halde sermayenin arttırılmasına dair vermiş olduğu kararın batıl olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin 30/06/2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında esas sermayenin artırılmasına ilişkin alınan kararın batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekilli temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre dava dilekçesinde genel kurul kararının iptalinin talep edilmesinin şartları bulunması halinde mahkemece, butlanın tespitine engel teşkil etmemesine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 17.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.