YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6073
KARAR NO : 2014/13542
KARAR TARİHİ : 10.09.2014
MAHKEMESİ : BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/09/2013
NUMARASI : 2012/121-2013/284
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/09/2013 tarih ve 2012/121-2013/284 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı şirketin sermayesinin 2011 yılında 10.000.000,00 TL’den 3.200.000,00 TL’ye indirildiğini, sermaye indiriminin 13.07.2011 tarihinde mahkemece yapılan öz sermaye tespiti göre yapıldığını, buna rağmen davalı şirketin 25.01.2012 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararla şirket sermayesinin yeniden 10.000.000,00 TL’ye yükseltildiğini, müvekkilinin karara karşı oy kullanarak sermaye artırımına gerek olmadığını sözlü ve yazılı olarak bildirdiğini, sermaye artırım kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; şirket borçlarının devamlı artış gösterdiğini, şirket ortakların şirketteki alacaklarını talep ettiklerini, davacının şirket aleyhine icra takibi başlattığını, şirketin mal ve hizmet alımlarını karşılayamadığını, banka borçlarının ve ortaklara olan borçlarının ödenmesi konusunda şirkete finansman sağlanması için şirketin sermayesinin güçlendirilmesinin zorunlu hale geldiğini, bu nedenle şirket sermayesinin yeniden 10.000.000,00 TL’ye yükseltilmesine karar verildiğini, şirket ortaklarının karar gereğince sermaye borçlarını ödeyerek şirkete finansman sağlandığını, alınan genel kurul kararının şirketin ve ortakların menfaatlerine uygun olduğunu, toplantının usul ve yasaya uygun gerçekleştirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket ortaklarının davalı şirketin sermayesini güçlendirmek için genel kurul kararı ile sermaye artırımı yaparak şirkete nakit desteği sağlamalarının ve böylece şirketin ticari faaliyetini devam ettirmesinin şirket ve ortaklar yararına olduğu, arttırılan sermaye payının tüm ortaklarca şirkete ödenerek kararın fiilen oy birliği ile yerine getirildiği, dava konusu genel kurulun iptalinde davacının hukuki yararı bulunmadığı,ayrıca dava konusu genel kurulun toplanmasında ve kararların alınmasında hukuki prosedüre, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, şirket sermaye arttırımına dair genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. TTK 381. maddede belirtilen kimseler, kanun ve esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kurallarına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, genel kurulun yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde, ortaklık merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye başvurarak iptal davası açabilirler. Mahkemece hükme esas alınan 03.06.2013 tarihli bilirkişi raporunda; davalı şirketin 14.06.2011 tarihli genel kurul kararı ile şirket sermayesinin indirilmesi konusunda karar alınmasına rağmen yaklaşık 6 ay gibi kısa bir süre sonra iptal davasına konu 25.01.2012 tarihli genel kurulda tekrar sermayenin arttırılması kararı verilmesinin kanun, esas sözleşme ve dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı bakımından ihtimallere bağlı olarak değerlendirme yapılmış olup, somut olarak şirket sermaye arttırım kararı verilmesinin afaki iyiniyet kurallarına aykırılığı hususunda net bir saptama yapılmamıştır. Bu nedenle aralarında işletmeci ve mali müşavirin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyeti aracılığıyla inceleme yapılmak suretiyle sermaye arttırım kararının afaki iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığının taraf iddia ve savunmaları ve dosyadaki mevcut deliller kapsamında ele alınıp değerlendirilmesi suretiyle alınacak bilirkişi raporunun sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulmuş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.