Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/6112 E. 2015/4077 K. 24.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6112
KARAR NO : 2015/4077
KARAR TARİHİ : 24.03.2015

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.09.2013 tarih ve 2012/559-2013/570 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24.03.2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı Vekili Av. … ve davalılardan Şirket vekili Av. ….. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ….Eyalet Mahkemesi tarafından verilen 12.08.2009 tarih 3 O 632/08 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, dava konusu kararın bakanlık aracılığı ile 11.04.2011 tarihinde tebliğinden sonra yabancı mahkeme nezdinde yaptıkları temyiz başvurusunun kararın adi posta yoluyla tebliğ edildiği ve temyiz süresinin geçtiği, 11.04.2011 tarihinde yapılan tebligatın müvekkile yeni bir temyiz hakkı bahşetmeyeceği gerekçesiyle reddedildiğini, … Sözleşmesi hükümleri gereğince tebligatların diplomatik yollardan yapılacağının kararlaştırıldığını, bu yolla yapılmayan bir tebligat geçersiz olduğundan ortada kesinleşmiş bir yabancı mahkeme ilamı bulunmadığını, müvekkilinin savunma hakkının ihlal edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 5718 sayılı MÖHUK’un 53.maddesi uyarınca tenfize konu ilamın kesinleşmiş olması gerektiği, 54. maddesinde ise tenfiz kararı verilebilmesinin koşullarının düzenlendiği, … Sözleşmesinin 10. maddesine T.C. Devleti’nin çekince koyduğundan tebligatların ….Bakanlığı vasıtasıyla tebliğ edilmesi gerektiği, davacı tarafın dava konusu mahkeme kararını ve dava dilekçesini davalı tarafa açıklandığı şekilde tebliğ ettiğine dair belgeleri ibraz etmediği, MÖHUK’un 53. maddesinde belirtilen şekilde kesinleşmiş bir kararın söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Her ne kadar, mahkemenin kabulünün aksine tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının …Bakanlığı aracılığı ile diplomatik yolla tebliğine ilişkin belgelerin ibraz edilmiş olduğu anlaşılmakta ise de dosya kapsamına göre yabancı mahkeme ilamının öncelikle adi posta yoluyla davalı şirkete tebliğe çalışıldığı, davacı tarafın talebi üzerine sonradan diplomatik yolla davalı vekiline tebliğ edildiği, davalının … Bakanlığı aracılığı ile… Sözleşmesi’ne uygun olarak yapılan bu tebligat sonrasında karara süresinde yaptığı temyiz itirazının üst mahkemece kararın öncesinde doğrudan posta yoluyla yapılan tebligatla kesinleştiği belirtilmek suretiyle süre yönünden reddine karar verilmiştir. Bu durumda, tenfize konu kararın doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesi davalının savunma hakkını kısıtladığı gibi, esasen MÖHUK’nın 54/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı da olduğu, kaldı ki MÖHUK’nın 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan da söz edilemeyeceğinden 1086 Sayılı HUMK’nın 436/son maddesi uyarınca sonucu itibariyle doğru görülen kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı …’ye verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.