YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6176
KARAR NO : 2014/11839
KARAR TARİHİ : 23.06.2014
MAHKEMESİ : SİVAS 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/12/2013
NUMARASI : 2009/380-2013/561
Taraflar arasında görülen davada Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.12.2013 tarih ve 2009/380-2013/561 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkili şirketin acentesi olan davalı A. Sigorta Aracılık Hiz. Ltd. Şti.’nin acentelik faaliyetleri dolayısıyla müvekkili lehine gerek prim tahsilatı gerek sair sebeplerden doğmuş ve doğacak borçların teminatı olarak davalı S.. A..’a ait olan taşınmaz üzerine 1. derecede ipotek tesis edildiğini, davalı şirketin 6.418,32 YTL borcundan dolayı başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe davalıların haksız olarak itirazda bulunduklarını ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı şirketin müvekkili şirkete azilname göndererek acentelik sözleşmesini feshettiğini, müvekkilinin de bir kısım hizmetleri karşılığı olan parayı alıkoyup diğer tüm tahsilatları davacı şirkete gönderdiğini, müvekkili şirketin davacıya borcu bulunmadığını, müvekkili S.. A..’ın ise şirket temsilcisi olup şahsi mesuliyetinin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini, davacının icra inkar tazminatı-kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, taraflar arasında acentelik sözleşmesinin bulunduğunu, bu sözleşmeden doğacak risklerin teminatı amacıyla davacı şirketin ortaklarından S.. A..’a ait taşınmaz üzerine davalı lehine ipotek kurulduğunu, davalı tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini belirterek; 4000,00 TL sigorta komisyon alacağı ve diğer zararlarına karşılık gelmek üzere toplam 7000,00 TL maddi tazminatın, haksız fesih sebebiyle itibar kaybetmiş olması nedeniyle 1,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, davacı şirket ortağının taşınmazı üzerine koyulan ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; acentelik sözleşmesinin davacı tarafın istihsal hedeflerine uygun üretim yapmaması ve tahsilat prensiplerine uymaması sebebiyle haklı olarak feshedildiğini, davacının müvekkiline borcu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada davacının davalı şirketten 4.973.00 TL alacaklı olduğu, davalı S.. A..’ın rehin veren kişi olması nedeniyle borçlu ile arasında zorunlu dava arkadaşlığı olduğu, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığı, davalı tarafça davacının kötü niyeti ispatlanamadığı, birleşen davada, davalı tarafından acentelik sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği, davacı tarafın talep ettiği kesilen poliçelerden dolayı maddi tazminata ilişkin olarak,davacı şirketin, 7.555.00 TL alacaklı olduğu, davacı şirketin acentelik hizmetlerini yerine getirebilmek için yaptığı masrafların-şirket kurma ve personele yapılan ödemeler hariç 28.804,73 TL olduğu, haksız fesih sebebiyle davacı şirketin manevi şahsiyetinin zarar gördüğü, itibarının zedelendiği, ipoteğin fekkinin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, davalıların Sivas 2. İcra Müdürlüğü’nün 2007/649 Esas sayılı takip dosyasında 4.973,00 TL’ye yönelik vaki itirazlarının iptali ile bu alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı isteminin reddine; birleşen davanın kısmen kabulüne, taleple bağlı kalınarak, 6.000,00 TL maddi tazminatın fesih tarihi olan 09/11/2005 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte ve 1,00 TL manevi tazminatının davalıdan tahsiline, ipoteğin kaldırılmasına ilişkin isteminin reddine, davacının şirket kurma ve personele yapılan ödemelere ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
1- HUMK’nın 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2 nci maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 2013 yılı itibariyle 1.820,00 TL’yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar, 17.12.2013 hüküm tarihi itibariyle kesindir.
Somut uyuşmalıkta mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü ile, davalıların Sivas 2. İcra Müdürlüğü’nün 2007/649 Esas sayılı takip dosyasına 4.973,00 TL’ye yönelik vaki itirazlarının iptali fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş olmasına göre, davacı-birleşen dosyada davalı vekilince asıl davaya yönelik temyiz isteminin reddedilen alacağın yukarıda anılan Kanun hükümleri uyarınca temyiz sınırının altında kalması nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı-birleşen dosyada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Birleşen dava, taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesine dayalı alacak ve haksız fesih sebebiyle tazminat, acentelik sözleşmesinin teminatı olarak taşınmaz üzerine konulan ipoteğin terkini talebine ilişkindir.
Mahkemece, davalı tarafından yapılan feshin haksız olduğu kabul edilerek, 6.000,00 TL maddi, 1,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Birleşen davada davacı, komisyon bedeli ve gelir kaybı talep etmiş, ancak mahkemece hükmedilen 6.000,00 TL tazminatın ne kadarının gelir kaybı, ne kadarının komisyon alacağı olduğu konusunda bir açıklama yapılmadığı gibi, bilirkişi raporlarında da komisyon alacağının tespiti için poliçelerin ibrazının şart olduğu belirtildiği halde, dava konusu poliçeler ibraz edilmeden komisyon alacağına hükmedilmiştir. Bu durumda mahkemece, poliçelerin ibrazı sağlanarak, davacı acentenin komisyon alacağı ve gelir kaybı bulunup bulunmadığı, varsa miktarları hususlarında uzman bilirkişilerden ayrıntılı rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamış, ayrıca dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı B.K 49. madde koşulları oluşmadığı halde manevi tazminata hükmedilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı-birleşen dosya davalısı A.. A.. yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-birleşen dosyada davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz isteminin HUMK’nın 432/4. madde hükmü uyarınca reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı-birleşen dosyada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davacı-birleşen dosyada davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.