YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6300
KARAR NO : 2014/12720
KARAR TARİHİ : 02.07.2014
MAHKEMESİ : KAYSERİ 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ : 27/03/2013
NUMARASI : 2011/540-2013/188
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 27/03/2013 tarih ve 2011/540-2013/188 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “BELLONA” markasını ilk kez 1956 yılında 30 ncu sınıfa giren çikolata, şekerleme, pasta ürünleri, meyveli kekler ve bisküviler için Almanya’da tescil ettirdiği gibi, markanın Madrid anlaşması çerçevesinde halen 28 ülkede, Madrid Protokolü çerçevesinde 7 ülkede tescilli olduğunu, müvekkilinin Madrid Protokolü çerçevesinde “Bellona” markasının tescili için yaptığı başvurunun davalının markası mesnet gösterilerek reddedildiğini, davalı şirketin 1-33 arası tüm sınıflar için anılan markayı adına tescil ettirdiğini, oysa, müvekkili adına toplam 35 ülkede tescilli “BELLONA” markasının uluslar arası alanda tanınmış bir marka olduğunu, markanın herhangi bir sınıf için davalı adına tescilinin mümkün olmadığı gibi, davalının markayı 20 nci sınıf hariç olmak üzere son beş yılda hiçbir şekilde kullanmadığını ileri sürerek, 556 sayılı KHK.nın 7/i ve 42. maddesi gereğince kötüniyetli tescil nedeni ile davalı adına tescilli markanın tüm sınıflar yönünden iptaline, aksi halde 5 yıl içinde kullanmama nedeni ile 20.sınıfa dahil mallar haricinde tüm sınıflar bakımından anılan KHK’nın 14. maddesi gereğince iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu markayı tanınmış marka haline getirdiğini savunarak, davanın usul ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, Hukuk Genel Kurulu’nca verilen, direnme kararının bozulmasına dair karara uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar dava açıldığı tarihte davalı markasının tescil tarihinden itibaren dava açmak için gerekli 5 yıllık süre dolmamış ise de tescil tarihinden itibaren devam eden yargılama süreci de gözönüne alındığında 5 yıllık sürenin yargılama devam ederken dolduğu, bu süre içerisinde de davalının ciddi kullanım olgusunu ispat edemediği, tescilli olan ancak kullanılmayan marka nedeniyle menfaati haleldar olmuş kişinin faaliyet alanına bakılmaksızın kullanılmayan tüm sınıflarda markanın hükümsüzlüğünü talep edebileceği, dolayısıyla davacının kendi markasını tescil ettirmek istediği sınıf haricinde kalan ve davalı markasının kapsamında olan diğer sınıflar için de hükümsüzlük istemekte hukuki yararı bulunduğu, gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile tescil belgesindeki 20. sınıf hizmetler ile 24.01 sınıf hizmetler hariç tüm sınıflarda davalıya ait “BELLONA” şekilden ibaret 98/010679 sayılı markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıllık süre içerisinde kullanılmaması nedeniyle hükümsüzlüğüne,fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava konusu 1998/10679 sayılı “BELLONA” ibareli markanın 556 sayılı KHK’nın 39. maddesi uyarınca TPE siciline 20/06/2000 tarihinde tescil edildiği bilirkişi raporundan anlaşılmaktadır.Aynı KHK’nın 14 ve 42/1-c maddeleri uyarınca, kullanmama nedeniyle hükümsüzlük kararı verilebilmesi için markanın tescil tarihinden itibaren, 5 yıllık bir süre için ciddi şekilde kullanılmadığının tespiti gerekir. Bu nedenle de, uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınacak husus, markanın dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürede kullanılmadığının kanıtlanmasıdır. Mahkemece 5 yıllık sürenin yargılamanın devamı sırasında dolduğu ve kullanmama nedeniyle hükümsüzlük koşullarının yargılama esnasında oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; bu husus dava şartı olup davanın açıldığı tarihte henüz markanın tescilinden itibaren 5 yıllık yasal süre dolmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.