Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/6391 E. 2015/4220 K. 26.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6391
KARAR NO : 2015/4220
KARAR TARİHİ : 26.03.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) Anadolu 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/12/2013 tarih ve 2013/175-2013/468 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24/03/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi …tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilininde ortağı olduğu davalı şirketin 27/04/2011 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında azlığın bilgi edinme hakkının kullandırılmadığını, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullandığını, dava konusu alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kuralllarına aykırı olduğunu ileri sürerek, dava konusu genel kurulda alınan 3-4-5-6-7 numaralı kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin halka açık bir şirket olup …. denetimine tabi olduğunu, şirketin faaliyetlerinin devamlı suretle bağımsız denetleme kuruluşları tarafından raporlandığını,iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, dava konusu genel kurulda azınlık pay sahiplerinin yöneltmiş oldukları sorulara verilen cevapların tatmin edici olmadığı, özel denetçi atanması isteminin azınlığın karşı oyları ile ve oy çokluğu ile reddedildiği, bağımsız denetçinin şartlı görüş vermiş olmasının da davacının duyduğu endişe ve şüpheleri desteklediği, verilen soyut bilgilerin yetersiz ve tatmin edici olmaması nedeniyle bilançonun ertelenmesi talebinin reddine dair genel kurul kararının iptal edilmesi şartlarının oluştuğu, bu nedenle 3 nolu kararın iptali hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesinin gerektiği, ayrıca genel kurulda alınan 4 ve 5 nolu kararların ise bağlantılı olarak iptali gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı şirketin 27.4.2011 tarihli genel kurulunda alınan 3-4-5-6-7 numaralı kararların iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile özel denetçi atanması ve bilançonun kabulüne ilişkin 3 nolu, temettü ve bağışa ilişkin 4 nolu, yönetim ve denetim kurulunun ibrasına ilişkin 5 nolu kararların iptaline karar verilmiştir.

Somut olayda davalı şirketin 25.3.2011 tarihinde toplanan 2010 yılı olağan genel kurulunda davacı ortağın azlık hakkına dayalı istemi doğrultusunda genel kurul ertelenmiş, işbu dava konusu genel kurulda davacı ortağın sorduğu önceki sorulara yönetim kurulunca yazılı cevap verilmiş, ayrıca dava konusu işbu genel kurulda davacı tarafından yeni sorular sorulmuş, davacı temsilcisi cevapların yeterli olmadığını belirtilerek 27.4.2011 tarihli genel kurulunun ikinci kez ertelenmesi istemi üzerine gerçekleşen oylamada davacı dışındaki pay sahiplerinin oyları ile verilen cevapların yeterli olduğu kabul edilerek ikinci kez erteleme istemi reddedilerek bilanço onaylanmıştır.
Mülga TKK.nun 377nci maddesi hükmü uyarınca, bilançonun onaylanması hakkındaki müzakere çoğunluğun veya şirket sermayesinin onda birine sahip olan azlığın istemi üzerine bir ay sonraya bırakılır. Bu ertelemeden sonra müzakerenin ikinci kez ertelenmesini isteyebilmek için bilançonun itiraza uğrayan noktaları hakkında gereken açıklamanın yapılmamış olması zorunludur. Eğer açıklama yapılmışsa, bu açıklamanın erteleme isteyenin nezdinde yeterli ve tatminkar bulunması gerekmez. Öğretideki baskın görüş de Dairemizin benimsediği bu yoruma uygundur. (Bkz…., Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, 8.b, İst.2000, s. 412,413). Esasen, ikinci kez ertelenmesinin pratik bir sonuç doğurması da beklenemez.Öte yandan, Komiserler Yönetmeliğinin 28 nci maddesin de de, azlığın istemi üzerine bilançonun müzakeresinin ikinci kez ertelenmesinin itiraz konusu hususlar hakkında hiç bir cevap verilmemesine bağlı olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu bağlamda, davacı ortağın azlık hakkına dayanarak diğer yasal başvuru yollarını kullanması, şirket kayıtlarının gerçeğe uygunluğunun ortaya çıkmasını sağlaması gerekeceği kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ve yasal düzenlemeler doğrultusunda davalının cevap vermesinin yeterli olduğu ve erteleme sonucu yapılan işbu genel kurulda ayrıca yeni sorular sorulmasının da mümkün bulunmadığı ilke olarak kabul edilmek ve sonucuna göre bir hüküm tesis edilmek gerekirken yanlış ilkeden hareketle yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.