Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/6467 E. 2015/4253 K. 26.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6467
KARAR NO : 2015/4253
KARAR TARİHİ : 26.03.2015

MAHKEMESİ : İZMİR FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/01/2014 tarih ve 2013/54-2014/2 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24.03.2015 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. … ile davalı vekili Av. ….. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirketin 1991 yılında kurulup Rulman ticareti ile uğraştığını, diğer müvekkili …’in de şirketin temsilcisi ve kurucu ortağı olduğunu, müvekkilinin Çin’de üretilip Çin dahil pek çok ülkede marka tescili olan “…” markalı Rulmanları ithal edip satışa sunduğunu, davalının ise bu arada … nezdinde tescil ettirdiği 2001/3324, 2003/27500 nolu “….” ibareli marka tescillerinin haksız olduğunu, bu markalara dayanarak müvekkili tarafından Çin’den ithal edilen “…” markalı ürünlerine el konulduğunu ve davacı … hakkında İzmir 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi’nin 2006/652 esas sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını, soruşturma aşamasında, 28/09/2005 tarihinde 30.022,50 USD değerinde Rulmana haksız olarak el konulduğunu, yediemin olarak davalı firmanın temsilcisine teslim edildiğini, müvekkili, …’in 06/04/2009 tarihli karar ile beraat ettiğini ve malların da iade edildiğini, ancak karar kesinleşmesi tarihi olan 14/06/2012’ye kadar müracaat etmelerine rağmen malların teslim edilmediğini, kararın kesinleşmesinden sonra 22/10/2012’de teslim edildiğini, “ …” markasının gerçek sahibi . … adına İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2007/34 esasında açılan dava sonucu davalı adına tescilli markaların hükümsüz kılındığını, davalının kötüniyetle tescil yaptırdığını, 28.09.2005 tarihinden 22.10.2012 tarihine kadar mallara haksız olarak el konulduğunu, malların ticari hayata dahil edilemediğini, müvekkilinin yıllara göre kar oranı ile toplam zararının enaz 179.138 TL olduğunu, müvekkillerinin, marka hırsızlığı yapan şirket durumuna düştüklerinden gerek şirketin gerekse …’in manevi zararlara uğradığını, kişilik haklarının zedelendiğini, piyasada itibar kaybettiklerini ileri sürerek fazlaya ait haklarını saklı tutarak 50.000 TL maddi tazminatın, davacı şirket için 30.000 TL manevi tazminatın, davacı … için 30.000 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Islah dilekçesi ile 52.679,50 TL maddi zararın faizi ile tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili, “…” markasının davalının distribütörlüğünü yaptığı ve inhisari lisans sahibi olduğu dava dışı KG İnternational … firmasına ait olduğunu, bu şirketin 30 yılı aşkın süredir markayı kullandığını, Rulman sektöründe önemli bir yerleri olduğunu ve markanın 2004’de Singapur ve Hong-kong’da da tescil edildiğini, davacıların “…” ismini kullanarak taklit ürün ithal ettiğini ve bu şirket adından haksız yararlandığını, müvekkilinin 1996’dan beri “….” distribütörü olduğunu, 27/09/2010 tarih 13499/ 477 sayılı inhisarı lisans sözleşmesinde belirtilen yetkilere sahip olduğunu, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2007/34-67 sayılı kararı ile müvekkiline ait 2001/03324-2003/27500 nolu markaların 7. sınıf emtia açısından hükümsüzlüğüne karar verildiğini, ancak anılan karardaki 1999 tarihli faturanın konusu olan emtianın “…” tarafından Nur Rulman Şirketine kesilen bir fatura olduğunu, markanın asıl sahibi ve üretici firmanın “…” olduğunu, satıma konu olan malların da bu firmaya ait olduğunu, müvekkilinin dava dışı firmaya ait markayı distribütörlük anlaşması ile kullandığını, tescil ettirdiğini, tanınır kıldığı halde bu konudaki deliller ibraz edilmediğinden aleyhe karar çıktığını, davaya konu malların el koyma ile yediemine teslim edilmelerinin doğal olduğunu, müvekkilinin yasalardan doğan şikayet haklarını kullandığını, marka hakkına tecavüzün o zaman belirlenmiş olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı o dönemde distribütörlük yaptığını ve markanın … ait olduğunu, malları ondan ithal ederek dağıttığını belirttiğine göre, söz konusu el koymaya dayanak yaptığı markanın kendisine ait olmadığını bildiği, o dönem marka sahibinden aldığı bir yazılı lisansında da bulunmadığı, bu markayı …. kendi adına tescil etmesi, sonra davalı şirkete lisans vermesi suretiyle usulüne uygun sınai mülkiyet hakkı kurmak yerine, doğrudan doğruya kendi adına kötü niyetle tescil ettirmiş olduğunun mahkeme kararları ile sabit olduğu, davalının el koyma işlemlerini yaptırma konusunda kusurlu olduğu, davalının hükümsüzlük tarihinden önce yapmış olduğu marka koruma konulu şikayet başvurusu hükümsüzlük kararı ile dayanaksız hale geldiği, davalının anılan şikayet ve el koyma eylemi ile davacı zarara uğramış olup, başlangıçtan beri marka hakkı sahibi olmayan davalının haklı bir sebep olmaksızın ürünleri el koymaya konu ettiği, el koymanın yapıldığı 28/09/2005 tarihi ile bu markanın dava dışı … İnt. … tarafından Türkiye’de tescil edildiği 12/08/2010 tarihleri arasındaki dönem bakımından tazminat talep edebileceği, bu tarihten sonra dava dışı marka sahibi tarafından veya onun lisansörü haline gelen davalı tarafından engellenebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile fazla hakları saklı kalmak kaydıyla 52.679,50 TL maddi tazminatın, 5.000 TL manevi tazminatın haksız eylemin yapıldığı 28/09/2005 tarihten işleyen değişen oranlı ticari faiziyle davalıdan tahsil edilerek, davacı … Rulman Şirketine ödenmesine, 5.000 TL manevi tazminatın aynı tarihten yasal faiziyle davacı …’e ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 3.211,64 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 26/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.