Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/6671 E. 2014/12073 K. 25.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6671
KARAR NO : 2014/12073
KARAR TARİHİ : 25.06.2014

MAHKEMESİ : BÜYÜKÇEKMECE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/11/2013
NUMARASI : 2012/1159-2013/960

Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/11/2013 tarih ve 2012/1159-2013/960 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili, katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların T.. Tekstıl Mağazacılık Tic. San. Ltd. Şti.nin ortakları olduğunu, şirket müdürü olan davalının şirketin ihtiyacı bulunduğunu belirtmesi üzerine her biri 25.000 TL tutarında iki ayrı gönderinin şirketin nakit ihtiyaçlarına binaen davalının banka hesabına havale edildiğini, bu gönderilerin şirkete aktarılmayıp davalı üzerinde kaldığı anlaşılınca davalı hakkında icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; icra takibine itirazın iptaline, alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu edilen toplam 50.000 TL’nin daha önce davalı tarafından davacıya verilen borcun ödemesi olduğunu, bu hususu tanık ile ispatlayabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalının davacının havale yolu ile kendisine gönderdiği dava konusu edilen 50.000 TL’yi daha önce davacıya borç olarak verdiğini kesin delille ispatlayamadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalının icra takibine itirazının iptaline, takibin devamına, asıl alacağın % 20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının ortağı olduğu limited şirketin müdürü davalının şirket ihtiyacı için gönderilen parayı şirket hesabına geçirmemesi sebebiyle oluştuğu ileri sürülen alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı tarafından davalı hesabına toplam 50.000,00 TL gönderildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, şirket müdürü olan davalının şirketin ihtiyacı bulunduğunu belirtmesi üzerine her biri 25.000 TL tutarında iki ayrı gönderinin şirketin nakit ihtiyaçlarına binaen davalının banka hesabına havale edildiğini iddia etmiş, davalı ise dava konusu edilen toplam 50.000,00 TL’nin daha önce davalı tarafından davacıya verilen borcun ödemesi olduğunu savunmuştur. Uyuşmazlık, havale edilen paranın şirket ihtiyacına ilişkin mi yoksa, davalıdan alındığı iddia edilen borca karşılık mı olduğu hususunda toplanmaktadır. Dosya içinde sureti bulunan dekontlarda paranın ne için gönderildiğine dair her hangi bir açıklama yoktur.
Vasıflı ikrarda, karşı tarafın ileri sürdüğü vakıanın doğru olduğu; fakat bunun hukuki niteliğinin (vasfının) iddia edildiğinden başka olduğu bildirilir. Davacının ileri sürdüğü vakıa ikrar, fakat onun iddia ettiği hukuki nitelik inkar edildiğinden vasıflı ikrara gerekçeli inkar da denir. Hukukumuzda vasıflı ikrarın bölünemeyeceği, yani vasıflı ikrarın ikrar eden aleyhine delil teşkil etmeyeceği, bilakis o vakıayı ileri sürenin ispat etmesi gerektiği genel olarak kabul edilmektedir. Yani, vasıflı ikrarda ispat yükü, vakıayı ileri süren tarafta olup, o vakıayı vasıflı olarak ikrar eden tarafta değildir. (Baki Kuru, 2001, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 2, Sayfa 2052 vd.)
Öte yandan, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2004/4-362 Esas, 2004/347 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; havale, hukuksal nitelik itibariyle bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcut olup, bu yasal karinenin aksini yani havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını iddia edenin ispatlaması gerekir.
Somut olaya baktığımızda, davalının kabulünün vasıflı ikrar olduğu, davacının ileri sürdüğü paranın gönderilmesi vakıasının davalı tarafından ikrar edildiği; fakat davacının iddia ettiği gibi bu paranın şirket ihtiyacına ilişkin olarak gönderildiği ve davalı tarafından şirket hesabına geçirilmediğinin inkar edildiği, bu çeşit ikrarın bölünemeyeceği nazara alınarak, davada ispat yükünün davacıda olduğu kabul edilmelidir. Bunun aksine değerlendirmeyle, re’sen nazara alınması gereken ispat yükünün davalıya yüklenmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 25.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.