YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6735
KARAR NO : 2014/15063
KARAR TARİHİ : 02.10.2014
MAHKEMESİ : … 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/05/2012 gün ve 2006/653-2012/126 sayılı kararı onayan Daire’nin 16.01.2014 gün ve 2012/15260-2014/903 sayılı kararı aleyhinde davalı … mirasçıları vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirket tarafından kullanılmakta olan … markasının şirketin ticaret unvanı ile adeta bir bütün olarak 1940’lı yıllardan bu yana kullanılarak ayırt edici bir nitelik kazandığını ve bu kullanım sonucu maruf hale geldiğini, davalıların müvekkili şirketle ticari bir ilişkisi olmadığı halde hem davacı şirketin ticaret unvanını, hem de “…” ve “…” ibaresi ile … resmini kullandığını, davalı ürünlerinin kaliteli olmadığı gibi, gıda üretim izinlerini de almadığını, davalılarca üretilen ve piyasaya sürülen ürün ve ambalajların davacıya ait ürünlerle ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ileri sürerek, davalıların davacı şirketin unvanına, markasına vaki tecavüzün ve haksız rekabetin kaldırılmasına, şimdilik 1.000,00 TL maddi, 3.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte tahsiline, fiili durumun ortadan kaldırılmasına, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, vefa bozası, sirkesi, amblem ve şekilleri ile kullanım hakkının davacıya ait olmadığını, bu hakkın miras yolu ile aralarında müvekkillerinin de bulunduğu mirasçılar tarafından kullanılageldiğini, bu hakkın hiç kimseye verilmediğini, tescil edilmemiş olsa bile müvekkillerinin dava konusu markayı kullanma hakkı bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı …’nın … ibareli marka sahibinin varisi olmasının yanında davacı yanın markasını veya markasıyla iltibas oluşturur kullanımını gösterir delil sunmadığı, davalı …’nın iş yerinde … ibaresini tabela, ürün ambalajları ve tanıtım materyallerinde kullandıkları görüldüğü, adı geçen davalının tescilli markası … olarak turşu emtiası ile tescilli olup, boza emtiasını içermediğinden, davalının … varisi olmaması ve … ibareli markada mirasçı sıfatıyla hak sahibi olmaması nedeniyle kullanımının yasal zeminde olmadığı, bu kullanımı gören ürün tüketicilerinin davacı markası olduğu zannıyla bu ürünü kullanacakları dolayısıyla davalının kullanımı ile davacı markasının iltibas oluşturduğu, bu halde de davacı markasına davalının tecavüzde bulunduğu anlaşıldığı gerekçesiyle diğer talepler ile ilgili bozmadan önce verilen karar kesinlemiş olmakla, o talepler yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacı vekili maddi tazminat talebiyle ilgili talebini atiye terk ettiğinden, konusu kalmayan bu taleple ilgili karar verilmesine yer olmadığına, davalı …’nın … markasını kullanmak suretiyle davacı yanın tescilli markasına tecavüzde bulunduğunun tespiti ile tecavüzün men ve ref’ine, takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalı mirasçılarından veraset payları oranında alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin ve davalı … yönünden talebin reddine dair verilen kararın davalı … mirasçıları vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 16.01.2014 günlü ilamıyla gerekçe eklenmek suretiyle onanmıştır.
Davalı … mirasçıları vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenmiş ise de duruşmalı işlerin HUMK’un 438. maddesi koşulları itibariyle takdir edilip, somut olayda anılan maddenin 3.fıkrası uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmemiş bulunmasına göre, davalı … mirasçıları vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin karar düzeltme isteminin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalı … mirasçıları’ndan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 02.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.