Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/6855 E. 2014/16637 K. 03.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6855
KARAR NO : 2014/16637
KARAR TARİHİ : 03.11.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/12/2013 tarih ve 2013/270-2013/148 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin … Sigorta A.Ş’nin acentesi olduğunu, davalı adına çok sayıda sigorta poliçesi düzenlediğini ancak prim ödeme tarihleri yaklaştığında bu ödemeleri davalı adına sigorta şirketine kendisinin yaptığını, daha sonra poliçe primlerini davalıdan talep ettiğinde davalının müvekkiline olan borcunu ödememesi üzerine davalı ile çalışmaya son verdiğini ileri sürerek, 9.931,35 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu alacağın 2005 yılı ve öncesine ait olduğunu, müvekkilinin davacı tarafa borcunun bulunmadığını, TTK’nın 1268. maddesi uyarınca davaya konu alacağın zaman aşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 2005 yılı ticari defterleri lehine delil olduğundan defter kaydında 1.183,46 TL borçlu gözüktüğünün anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.183,46 TL alacağın temerrüt tarihi olan 27.03.2010 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Davacı, davalının sigorta poliçeleri nedeniyle ödemesi gereken prim borçlarını kendisinin ödediğini ileri sürerek davalıdan 9.931,35 TL alacaklı olduğunu iddia etmiş ancak hangi poliçelerden dolayı ne miktar alacaklı olduğunu belirtmemiştir. Her ne kadar mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; anılan hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadan karar tesis edilmiştir. Mahkemece öncelikle davacı isticvap edilerek hangi poliçelerden dolayı ne miktar alacağı bulunduğu hususunda beyanının alınması, sonrasında davacının ticari defter ve kayıtları ile klasör halinde dosyaya ibraz edilen belgeler de incelenmek suretiyle sonuca varılması gerekmektedir. Bu itibarla, sadece davalı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda oluşturulan bilirkişi raporuna göre karar tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; HUMK’nın 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000 TL’yı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir. Bu miktar, karar tarihi olan 18.12.2013 tarihi itibariyle 1.820,00 TL’dir.
Somut olayda, 9.931,35 TL’nın davalıdan tahsili talep edilmiş olup mahkemece talebin 1.183,46 TL’lık kısmı için davanın kabulüne hükmedilmiştir. Davalı vekilince yerel mahkeme kararının davanın kabulüne yönelik kesimi bakımından temyiz isteminde bulunulmuş olup temyiz istemine konu edilen miktar yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığından davalı temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin HUMK’nın 432/4. maddesi hükmü uyarınca reddine, davalıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 03/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.