Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/6871 E. 2014/13790 K. 15.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6871
KARAR NO : 2014/13790
KARAR TARİHİ : 15.09.2014

Taraflar arasında görülen davada verilen 17/09/2013 tarih ve 2012/238-2013/147 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 2004/31198 sayılı “” markasının yanında “” ibareli bir çok markanın müvekkili adına tescilli olduğunu, davalı şirketin 2010/33201 sayılı “” ibareli markanın tescili için başvurduğunu, yaptıkları itirazın Dairesi Başkanlığı ve reddedildiğini, dava konusu kod numaralı “meykur+şekil” marka başvurusunun müvekkiline ait başta “” markası olmak üzere ibareli markaları ile benzer olduğunun arafından sabit görüldüğünü, ancak benzerliğin “belli ölçüde” denmek suretiyle göreceli bir hale sokulduğunu, benzerliğin düşük olduğu tespitinin marka değerlendirmesine aykırılık taşıdığı, tüketicilerin markaları ilişkilendireceği, bağlantı kurulma ihtimalinin bulunduğunu, iltibasa sebep olacağı, davalı kurumun daha önceden “” kelimesinden türetilmiş bir kısım markaları müvekkili markaları ile benzer gördüğünü, davalının müvekkili tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, kararındaki tanınmışlık değerlendirmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek 2012-M-2753 sayılı kararının iptalini, dava konusu 2010/33201 sayılı markanın tescili halinde marka sicilinden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, itiraza mesnet markaların belli ölçüde benzerliğine rağmen başvuru konusu marka ile aynı/aynı tür ya da benzer mal/hizmetleri kapsamadığını, bağlantı kurulamayacağını, iltibas ihtimalinin doğmadığını, davacının itirazına açıkça mesnet yapmadığı markaların müvekkili tarafından incelenemeyeceğini, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, ancak itiraz dilekçesinde yer alan markalarla karşılaştırmanın yapılabileceğini, farklı tüketicileri hitap eden markaların birbirleriyle irtibatlandırılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı marka başvurusunun davacı markaları ile benzemediği, mal ve hizmetler yönünden bir örtüşmenin bulunmadığı, davacı markalarının sunulan deliller itibariyle çekişmeli başvuru tarihinde 556 sayılı KHK’nin 8/4 hükmü anlamında tanınmış olmadığı gibi tanınmış kabul edilse dahi başvuru benzer olmadığından davacının 8/4 ve 8/5 maddeleri hükümlerine dayanarak, davalı başvurusunu engellemesi, tescil edilmiş başvurunun hükümsüzlüğünü talep etmesinin hukuken olanaklı olmadığı, başvurunun kötü niyetle yapıldığına dair somut bir emare veya bilginin sunulmadığı, iddiaların kanıtlanamadığı, kararında bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 15/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.