YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6965
KARAR NO : 2014/15024
KARAR TARİHİ : 01.10.2014
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/11/2013 tarih ve 2010/152-2013/197 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili müvekkilinin çay, kakao, kahve gibi maddelerin ticaretiyle uğraştığını, il tescili 1999 yılında yapılan İstikan çaylarının çok yoğun ve yaygın kullanıma sahip olup, tanınmış marka olduğunu, davalının 2008/52895 sayılı “…” marka tescil başvurusu ile müvekkilinin markasının iltibas oluşturduğunu ve aynı zamanda davalının kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin marka başvurusuna yaptığı itirazın … YDİK tarafından davalı adına 2004/19476 sayı ile tescilli … markasının varlığı nedeniyle müktesep hak sahibi olduğu belirtilerek 30. sınıfta yer alan çaylar, buzlu çaylar dışında kalan mallar için reddedildiğini oysa, davalının marka üzerinde müktesep hakkı bulunmadığını ileri sürerek, … YDİK’nin 2010-M-1751 sayılı kararının iptaline ve tescili halinde markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, … YDİK’in kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili, davacı markasının tanınmış bir marka olmadığını ayrıca, markalar arasında karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkili adına tescilli 2004/19476 no’lu markanın da müktesep hak sağladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı başvurusunun “…”, davacının itiraza dayanak markalarının “…” ve “…+şekil” ibarelerinden oluştuğu, davalı başvurusunda asıl unsurun “…”, davacı markalarında ise “…” ibaresi olduğu, davacının markalarını özellikle çay emtiasında ve bir kısım illerde yoğun olarak kullandığı, bazı market zincirlerine de dağıtımını yaptığından davacının markası tanınmış marka olmasa bile kullanımla belirli bir ayırt edicilik sağladığı, alınan ilaveler nedeniyle, davalı başvurusu ile davacı markaları aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer sayılmazlar ise de, ‘…’ ve ‘…’ ibarelerinin ortak görsel, işitsel ve kavramsal özellikler göstermesi dolayısıyla, genel intiba, görünüm, okunuş ve anlam olarak benzer oldukları, bunun YİDK kararında da benimsendiği, başvuru ile davalının önceki 2004/19476 sayılı markasının asıl unsurunun farklılaşmış olması nedeniyle kazanılmış hak oluşturmayacağı, davalının kullanıma ilişkin sunduğu belge ve faturaların da davacının, davalı kullanımından haberdar olduğu ve sessiz kaldığı, böylece davalı markasının taraflar arasında çekişmeli olmaktan çıktığını kanıtlamaya yeterli olmadığı, davalının 15.08.2008 tarihinde, yani bu davaya konu başvuruyu yapmadan sadece üç hafta önce devraldığı 2004/19476 sayılı markayı devraldıktan sonra da KHK’nın 14. maddesinde belirtilen biçimde kullanmadığı, davalıya ait bu markanın … 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 25.09.2013 tarih, 2013/2 Esas-178 Karar sayılı kararıyla kullanmama nedenine dayalı olarak tescilli bulunduğu “çaylar, buzlu çaylar” yönünden hükümsüz kılındığı, bu nedenle davalının kullanılmayan önceki markasından davacının haberdar olup kullanımlarına ve anılan markanın varlığına sessiz kaldığından bahsedilemeyeceği ve davalıya ait 2004/19476 sayılı markanın, başvuru yönünden kazanılmış hak oluşturmayacağı gerekçesiyle, … YİDK’nin 2010-M-1751 sayılı kararının davacının itirazlarının kısmen reddine dair bölümü yönünden kısmen iptaline, 2008/52895 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekilleri ayrı ayrı temyiz etmişlerdir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davalılardan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 01/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.