Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/7023 E. 2014/9959 K. 28.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7023
KARAR NO : 2014/9959
KARAR TARİHİ : 28.05.2014

MAHKEMESİ : TUZLUCA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/09/2012
NUMARASI : 2011/22-2012/79

Taraflar arasında görülen davada Tuzluca Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/09/2012 tarih ve 2011/22-2012/79 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 13.04.2010 tarihinde meydana gelen don olayında kayısı ağaçlarının zarar gördüğünü, davalılara hasar ihbarı yapıldığını ancak zararın ağaçların çiçeklenme döneminde meydana geldiğinden bahisle poliçe teminatının ödenmediğini ileri sürerek şimdilik 8.000,00 TL zararın hasar tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, 08.03.2012 tarihinde davasını ıslah ederek talep miktarını 22.580,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı Tarsim vekili, davacının hem 22.03.2010 tarihinde hem de 13.04.2010 tarihinde hasar ihbarının bulunduğunu, ağaçlarda meydana gelen verim kaybının 22.03.2010 tarihinde meydana gelen don olayından kaynaklandığını ve bu tarihte ağaçların çiçeklenme döneminde bulunduğunu, hasarın poliçe teminat kapsamı dışında kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı G.. A.. vekili, husumet itirazında bulunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca meyve dökülmelerinin 14/04/2010 tarihindeki Iğdır ilinin merkezi hariç davaya konu Tuzluca İlçesi ve İncesu Köyü civarı ile raporda ısı değerleri kıyaslanan il ve ilçelerin bulunduğu yerlerde don olayına bağlı olarak gerçekleştiği, sigortalanan parsellerdeki ürün eksilmesinin don olayından kaynaklı zarar olduğu ve sigorta kapsamına girdiği, zeyilnameler gözönüne alındığında davacının zararının 18.393,20 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 18.393,20 TL tazminatın olay tarihi olan 14/04/2010’dan itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, mahkemece hasar tarihi esas alınarak yazılı şekilde temerrüt faizine hükmedilmiştir. Ancak, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesine uygulanması zorunlu olan Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası Genel Şartları’nın tazminatın ödenmesi başlığı altında yer alan B.7. maddesinde, kesinleşmiş hasar miktarının en geç 30 gün içinde sigortalıya ödeneceği ve tazminatın her halükarda hasat tarihinden önce ödenmeyeceği düzenlenmiş olup, temerrüt tarihinin buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde temerrüt tarihinin belirlenmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı TARSİM yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davalı G.. A.. vekilinin temyiz istemine gelince, 21.06.2005 tarih ve 25852 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanarak yürürlüğe giren 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu ile üreticilerin bu kanunda belirtilen riskler nedeniyle uğrayacağı zararların tazmin edilmesi amacıyla tarım sigortaları uygulamasına geçilmiştir. Hangi risklerin teminat altına alınacağı anılan Kanun’un 12. maddesinde açıklanmıştır. Tarım sigortaları, Devlet desteğini zorunlu kılan çok yüksek riskli sigortalar olduğundan, ülkemiz koşulları itibariyle serbest piyasa şartlarında yapılmaları şu an itibariyle mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle tarım sigortalarının yapılabilmesi için kanun koyucu özel bir yapıya ihtiyaç duymuş, ‘Tarım Sigortaları Havuzu’ kurumunu oluşturmuştur. Bu yapının amacı 5363 sayılı Kanun’un 4. maddesinde etraflıca açıklanmış, devamı maddelerinde nasıl çalışacağı, görevleri ve hangi yetkilere sahip olacağı düzenlenmiştir. Kanun’un tamamı değerlendirildiğinde tarım sigortaları ile ilgili sistem, normal sigortalardan oldukça farklılıklar arz etmektedir. Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından sigorta ettirenlerden tahsil edilen primlerin tamamı Tarım Sigortaları Havuzu’na aktarılmaktadır. Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı primler bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘kamu alacağı’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır. Tarım sigortaları düzenlemesinin asıl amacı, üreticilerin zararlarını karşılamak, uzun vadeli gelir istikrarına kavuşmalarını temin etmek, ekonomik ve sosyal bakımından toplumsal katkılar sağlamaktır. Bu yönüyle kamu düzenini ilgilendiren sigorta türü olduğunu söylemek mümkündür.
Tarım sigortalarının işleyişinde temel unsur Tarım Sigortaları Havuzudur. 5363 sayılı Kanunu’nun 9. maddesinde bu Havuzun işletilmesine ilişkin iş ve işlemlerin, Havuza katılan sigorta şirketlerinin eşit oranda pay sahibi olacağı anonim şirket statüsünde kurulacak şirket tarafından yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Aynı hükümde tazminat ödemeleri dahil olmak üzere şirketin görevleri sayılmıştır. Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım sigorta sözleşmelerini kendi adlarına akdedecekleri, prim ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Bu Kanun çerçevesinde Havuzu işletmek üzere Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş. (TARSİM) kurulmuştur. Somut olayda davacı bu havuzun ortağı olduğu anlaşılan davalı G.. A.. ile kayısı mahsulünü kapsayan “G. Sigorta Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortaları Poliçesi” düzenlemiştir. Anılan sigorta poliçesinden dolayı tazminat ödeme yükümlülüğü, T. A.Ş’ye aittir. Bu itibarla T.adına poliçe tanzim eden davalı sigorta şirketine husumet yöneltilemeyecek olup, davanın husumetten reddi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı T. vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı T.vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı T. yararına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı G. Sigorta A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın şirket yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 28/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.