YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7211
KARAR NO : 2015/4476
KARAR TARİHİ : 31.03.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul(Kapatılan) Anadolu 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/12/2013 tarih ve 2013/22-2013/432 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 31/03/2015 günü hazır bulunan davacı …. vekili Av. …, davalı asil … ve davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin 13/10/2006 tarihinde kurulduğunu, davalının davacı şirketin kurucu ortaklarından birisi olduğunu, davacı şirketin toplam hisse tutarı 25.000 olup davalının hali hazırda bu hisselerin 11.500 adedine sahip bulunduğunu, şirket kurulduğu tarihten bir süre sonra geri ödenmek kaydıyla muhtelif zamanlarda davalıya şirket tarafından borç verildiğini, söz konusu borç verme işlemlerinin davalının şirket ortağı olması ve söz konusu bedelleri şirket kasasına iade edeceği için diğer ortaklar tarafından da kabul edildiğini, davalının şirket hesabından hesabına geçilen ve banka şubesinden nakit çekilen söz konusu borçların 30/06/2009 tarihine kadar şirkete ödenmesine karar verildiğini, bu kararda davalının olumlu oyunun bulunduğunu, aradan geçen süre zarfında 30/06/2009 tarihine kadar söz konusu borcun davalı tarafından ödenmediğini, Bakırköy 34. Noterliğinin 15/07/2009 tarih ve 15695 yevmiye nolu ihtarı ile davacı şirkete olan 129.896,00 TL tutarındaki borcunu ödemesinin ihtar edildiğini, davalının Beyoğlu 48. Noterliği’nin 23/07/2009 tarih ve 137998 yevmiye nolu ihtarnamesi ile söz konusu bedelin ödenmeyeceğinin belirtildiğini, bunun üzerine Kadıköy 7. İcra Müdürlüğü’nün 2009/20808 Esas sayılı dosya ile borçlu hakkında icra takibine girişildiğini, borçlu vekilinin 01/10/2009 tarihli itirazı üzerine takibin durduğunu, borçlunun itirazının haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, borçlunun borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğinden ve borç da likit bulunduğundan itirazın iptali ile %40 ‘tan az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye dahi mahkum edilmesini, yargılama masraflarıyla vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının yıllarca bedava çalıştırıldığını, huzur hakkı, maaş, kar yapı altında hiçbir ödeme yapılmadığını, birçok ödemenin davalı aracılığı ile yapıldığını, davalının kullanıldığını, şirketine 17/05/2007 tarihinde ne de 12/05/2009 tarihinde yaptığı
genel kurullarda şirketin ortaklarının borcuna ilişkin hiçbir kayıt ibraz etmediklerini, böyle bir borcun bulunmadığını, davalının hakkının ve iyiniyetinin kötüye kullanıldığının açıkça
ortada olduğunu, şirket tarafından yapılan birçok ödemenin davalıya daha sonrada borç yazıldığını, şirket kayıtlarının davacı şirketin elinde olduğundan ve davalının bu kayıtlara ulaşma imkanı bulunmadığından hesaplarda ne tip oynamalar yapıldığını bilmediklerini, şirket kayıtlarından özellikle 2007 ve 2008 yılı ilk 9 aylık dönememde şirket ortaklarının borçlarının 0 bakiye verdiğini ancak taraflar arasında husumet doğmasını müteakip bir anda 3 ay gibi kısa bir sürede, şirket tarafından üçüncü kişilere davalının elinden yapılan ödemelerin davalıya kaydedildiğini, yapılan ödemeleri şirket ortağına borç olarak işletmenin açıkça hileli işleme girdiğini, usule ve kanuna aykırı olduğunu, davalı ile … arasında 2009 yılının ilk aylarında, şirket hisselerinin devrine yönelik olarak birçok görüşme yapıldığını ve şubat ayında davalı şirkete yer alan hisselerini devretmesi amacıyla karşılıklı yazılı bir protokol tanzim edildiğini, buna göre davalının hisselerini … 27/02/2009 tarihine kadar devredeceğinin, hisse devri için toplam 35.000TL ödeneceğinin, bu aşamadan sonra davalının şirket ile hiçbir borç alacak ilişkisinin kalmayacağının hüküm altına alındığını, karşılıklı imzalandığını, davalının 2009 yılı şubat ayında şirkete borçlu olmadığının kabul edilmişken, 2009 yılında hangi mahesebe sistemine göre geçmişe dönük borçlu olduğunun açıklanmaya muhtaç olduğunu bildirerek, davanın reddini, davacının %40’tan aşağı olamamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davalı …’nin davacı şirkete %46 hisse ile ortak olduğu şirket sermayesinin 50.000 TL olup 12.500 TL’lik kısmının ödendiği, davalının sermaye payının 23.000 TL olduğu, davacı şirketin 2006 yılında kurulmuş olup 2009 ve 2010 yıllarında zarar ederek borca batık duruma düştüğü, şirketin kayıtlı sermayesinin sadece 12.500 TL’lik kısmı ödenmiş iken öz kaynakları tutarı olan 41.764,53 TL’nin 3 katından fazla bir meblağ olan 129.896 TL’yi davalı ortağına borç olarak vermesinin mümkün olamayacağı, dosyada mevcut, davacı şirketin … Suadiye şubesi nezdindeki banka hesabı ekstresi incelendiğinde, 25 adet borç kaydı dışında davalı ortak adına, 16 adet 41.959TL tutarlı işlem olmasına karşın bu işlemlerin davalı ortak hesabına kaydedilmemiş olması, ayrıca davalı tarafından dosyaya sunulmuş olan dekont örnekleri, davalı ortağa ait …Banka hesabından davacı şirket adına bir kısım ödemelerin yapıldığı, şirket için davalının banka hesabından yapılmış olduğu anlaşılmasına karşın, şirket defterlerinde borcundan düşüldüğüne dair bir kayıt görülmediği, davalıya ait banka hesabının davacı şirketin kasasıymış gibi kullanıldığı, tanıklar … ile …’nın beyanlarının da bu doğrultuda olduğu, davacı şirketin dava ve takip konusu 129.896 TL bedeli davalı ortağına borç olarak verdiği hususunu ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 31/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.