Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/7278 E. 2014/14180 K. 22.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7278
KARAR NO : 2014/14180
KARAR TARİHİ : 22.09.2014

MAHKEMESİ : DÜZCE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/02/2014
NUMARASI : 2011/285-2014/57

Taraflar arasında görülen davada Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/02/2014 tarih ve 2011/285-2014/57 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan sözleşme gereğince davacı müvekkilinin, davalıya ait işçilerin taşıma servisi işini yüklendiğini, ancak davalı şirketin sözleşmeyi süresinden önce sonlandırdığını, müvekkilinin davalının akde aykırı feshi nedeniyle gelir kaybına uğradığını ileri sürerek, şimdilik 20.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, trafik güvenliğine mütemadi olarak aykırı davrandığını, sözleşmede belirtilen taşıma güzergahına ve saatlerine uymadığını, feshin haklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında yapılan taşıma sözleşmesinin davalı tarafça süresinden önce haksız olarak feshedildiği, sözleşme devam etseydi davacının elde edeceği gelirin 10.198,02 TL olduğu, davacının sözleşmenin feshinden sonra başka firma ile sözleşme yaparak 1.150,00 TL gelir elde ettiği, davacının bu dönemde net kazancının 651,25 TL olup, 496,75 TL kazanç maliyeti olduğu, davacının bu kazancının 10.198,02 TL’den düşülmesi gerekirken sehven toplanarak 10.694,77 TL üzerinden karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, taşıma sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK’nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda mahkemece, sözleşme devam etseydi davacının elde edeceği gelirin 10.198,02 TL olması gerektiği, davacı tarafça sözleşmenin feshinden sonra bu dönemde 1.150,00 TL gelir elde ettiği, davacının bu dönemde kazancının net 651,25 TL olup, 496,75 TL kazanç maliyeti olduğu, davacının bu kazancının 10.198,02 TL’den düşülmesi gerektiği belirtildikten sonra gerekçeye uygun şekilde hüküm kurulması gerekirken “davanın kısmen kabulü ile 10.694,77 TL’nin 19/08/2011 dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” şeklinde karar verilmiştir. Bu durumda, gerekçe ile hüküm birbiriyle çeliştiğinden verilen karar, yukarıda açıklanan yasa ve içtihat hükümlerine aykırı olduğundan, kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 22/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.