Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/7434 E. 2014/14386 K. 24.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7434
KARAR NO : 2014/14386
KARAR TARİHİ : 24.09.2014

MAHKEMESİ : … 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/02/2014 tarih ve 2013/16-2014/31 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi… tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin …nezdinde tescilli” …”, “…” ve “…” ibareli markalarının bulunduğunu, “…” ibaresini 1997 yılından beri ürünlerinde ve işletme adında kullanarak meşhur ve maruf hale getirdiğini, davalının, müvekkilinin tescilli markaları ile iltibasa sebebiyet verecek şekilde, müvekkilinin bilgisi ve muvafakatı dışında “…” ibaresini ticaret ünvanında, tabelasında, menülerinde, basılı evraklarda vs. kullandığını, davalının bu kullanımının marka hakkına, ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek tecavüzün men’ine, ticaret unvanındaki “…” ibaresinin terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yiyecek ve içecek hizmetleri alanında “…” ibaresini ilk defa 1993 yılında davalının babası …, amcası… ve amca oğulları …tarafından …’ de açılan işkembe salonunda kullanıldığını, iş yerinin ilk önce 1993 yılında … adına açılmış iken 1994 yılında … adına tescil edildiğini, davacının sahibi olduğu …’deki işletmenin ise daha sonra açıldığını, tarafların köylerinin ve soyadların da “…” olduğunu, davacının markaları ile müvekkilinin iş yerinde kullandığı ibarenin aynı olmadığını ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının uzun süre sessiz kaldığını, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın “…” esas unsurlu tescilli markaları ve ticaret unvanı bulunmakla birlikte, “…” ibaresinin ilk defa davacı tarafça markasal olarak ve ticaret unvanı olarak kullanılmadığı, davalının babası … ve amcası… tarafından 1993 yılında kullanılmaya başlandığı, davacının tescilden kaynaklanan üstün ve öncelikli hakkının bulunduğu kabul edilse dahi, davalı tarafın kullanımına uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğradığı gerekçesiyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men’i yönünden davanın reddine davalının tescilli “…” kök unsurlu ticaret unvanı bulunmadığından, ticaret unvanının terkini istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 24/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.