YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7476
KARAR NO : 2014/14273
KARAR TARİHİ : 22.09.2014
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/10/2013 tarih ve 2013/136-2013/237 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2011/73726 sayılı başvuru ile “… ” ibareli markanın tescilini talep ettiğini, davalı kurumun Markalar Dairesi Başkanlığı’nın 556 sayılı KHK’nın 7/1-a maddesi uyarınca aynı KHK’nın 5’inci maddesi kapsamına girmediği gerekçesiyle tescil başvurusu reddettiğini, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kuruluna yaptıkları itirazın da kabul edilmediğini, ancak başvuruya konu markanın standart “… ” harfinden farklılığı nedeniyle ayırdediciliğinin bulunduğunu, bu işaretin müvekkili tarafından uzun süre kullanımı ve çeşitli ülkelerde tescili sebebiyle ayırdedici nitelik kazandığını, davalı kurum nezdinde aynı harfin marka olarak tescil edildiği hallerin de bulunduğunu ileri sürerek … …’nun 2013-M-1301 sayılı kararının iptalini, tescil işlemlerinin devamını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının tescil ettirmek istediği işaretin, ortalama tüketici grubuna, belirli bir ticari işletmenin kökenini gösterme özelliğinden yoksun olduğu, işaretin bir işletmenin mal ve hizmetlerini, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan vasfa sahip bulunmadığı, tek başına marka olarak tescil edilemeyeceği, alfabede sınırlı olarak bulunan harflerin kullanımının belirli kişilerin tekeline verilemeyeceği, kullanım sonucu ayırt edicilik iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.