Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/751 E. 2014/2317 K. 11.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/751
KARAR NO : 2014/2317
KARAR TARİHİ : 11.02.2014

MAHKEMESİ : KIRIKKALE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/12/2012
NUMARASI : 2012/162-2012/431

Taraflar arasında görülen davada Kırıkkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.12.2012 tarih ve 2012/162-2012/431 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu koopetatifte damızlık sığır yetiştiriciliği projesi uygulandığını, projeye ilişkin davalı bankadan kullanılan krediyle ilgili yapılandırma sonucu icra takibindeki borçların yeniden taksitlendirildiğini, müvekkilinin 15.09.2011 tarihli ilk taksidi vadesinden bir ay önce ödemek üzere davalı banka şubesine defalarca gitmesine rağmen sistemin tahsilata açık olmaması nedeniyle ödeme yapamadığını, davalı bankanın yardımcı olmak amacıyla durum netleşene kadar taksit miktarını emanet hesaba aldığını, taksit tarihinde de sistemin birkaç saatliğine açılmış olması nedeniyle ödemede bulunamadığını, davalı bakanlığın sonradan yatan taksitlerin geçerli olmadığını, yapılandırma nedeniyle duran icra takiplerine devam edilmesi gerektiğini bildirdiğini, davalı bankanın emanetteki parayı vermediği gibi yatması gereken takside de saymadığı, hatta icra takibi dosyasını harekete geçirerek yapılandırmadan önceki borç miktarı üzerinden müvekkilinin maaşına haciz koyduğunu ileri sürerek, 15.09.2011 tarihli taksidin yatırıldığının ve yapılandırmanın devam ettiğinin tespitine, aksi takdirde emanet hesaptaki müvekkiline ait 6.869,75 TL’nin borçtan düşülmesi gerektiğine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacı borçlu taksidin ödeme günü olan 15.09.2011 tarihinden sonra 22.09.2011 tarihinde bankaya ödediğini, bu meblağın da borçlunun kredi borcu hesabından düşüldüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, diğer üreticilerden tahsilat yapıldığını, davacının istemin açılmadığı bahanesiyle ödeme yapmamasının kötü niyetini gösterdiğini, borçların vadesinde tahisil edilememesinin banka sistemi ile ilgili olup, bakanlığın sisteme müdahalesinin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacıyla aynı durumdaki kooperatif üyelerinden iki kişinin farklı saatlerinde aynı neviden olan taksitlerini bankaya yatırdıkları değerlendirildiğinde, banka tahsilat ekranının vadede açık olduğu, davacının bu yöndeki iddiasının sübut bulmadığı, davacının ilk taksidini süresinde yatırmamış olması nedeniyle yapılandırılmasının da devam etmiş sayılamayacağı, yargılama aşamasında söz konusu bedelin borçtan düşülmüş olması nedeniyle, bu konuda açılan davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle, 15.09.2011 tarihli taksidin yatırıldığının ve yapılandırmanın devam ettiğinin tespitine ilişkin olarak açılan davanın reddine, emanet hesaptaki davacıya ait 6.869,75 TL’nin borçtan düşülmesi gerektiğine yönelik olarak açılan dava konusuz kalmakla esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı Ziraat Bankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacı vekili davalı bankadan kullanılan kredinin ilk taksit ödemesinin davalı bankaca kredi hesabı yerine emanet hesabına alındığını, emanete alınan paranın borç taksidine sayılmadığı gibi kendisine de iade edilmediğini ileri sürerek, emanet hesaptaki paranın müvekkilinin borcundan düşülmesini talep ve dava etmiş ise de, davacı taraf yaptığı ödemenin davalı bankanın emanet hesabında bekletildiğini kanıtlayamadığı gibi, davacının yaptığı ödemenin davalı bankaca ilgili kredi borcu hesabına işlendiği anlaşıldığına göre, ödeme ve hesaba geçmenin dava tarihinden önce olan 22.09.2011 tarihi olması nedeniyle davanın reddi gerekirken, yatırılan paranın yargılama aşamasında borçtan düşüldüğü gerekçesiyle, dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi doğru olmamış, davalı Ziraat Bankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı Ziraat Bankası A.Ş. yararına bozulması gerekmiştir.
3-Davalı G.. B.. vekilinin temyiz itirazlarına gelince; 6100 sayılı HKM’nın 396/1. maddesi “Kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.” hükmünü haiz olup, davanın reddi nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediği gibi, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de yerinde olmamış, kararın davalı G.. B.. yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Ziraat Bankası A.Ş. vekilinin, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı G.. B.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Z.. M..’ne iadesine, 11.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.