YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7544
KARAR NO : 2014/14381
KARAR TARİHİ : 24.09.2014
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.03.2014 tarih ve 2013/120-2014/45 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının … nezdinde tescilli, tanınmış “…” marka ve logolarının bulunduğunu, davalının, davacıya ait “…” şekil markası ile iltibas oluşturur şekilde benzer olan şekli taşıyan pilleri sattığını, davalının eylemin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek markaya tecavüzün tespitine, önlenmesine, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 556 sayılı KHK’nın 66/c maddesi kapsamında 1.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, husumet itirazında bulunarak, dava konusu şeklin, pil emtiasında kullanıldığını, davacının markalarının ise farklı emtialarda kullanıldığını, davacı markalarının spor ürünlerinde tanındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Fer’i müdahiller vekili ayrı ayrı, davaya konu şeklin 10 yıldan uzun bir süredir kullandığını, davacının sessiz kalarak hak kaybına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının … nezdinde 31.12.1993 tarihinden itibaren 03, 09, 10, 14, 18, 24, 25, 28. sınıflarda tescilli 78112 nolu tanınmış “…” şekil markası ile fer’i müdahil … Ltd. Şti’nin ürün ambalajlarında kullanılan hayvan figürlü sembollerin birebir benzerlik gösterdiği ancak, söz konusu sembolün … Ltd. Şti. tarafından 2001 yılından beri kullanıldığı dolayısıyla
kullanım tarihinden itibaren dava tarihine kadar uzunca bir sürenin geçmiş olduğu ve bu süre içerisinde davacı tarafın da Türkiye’de faaliyetleri bulunmasına rağmen herhangi bir niza çıkartmayarak sessiz kaldığı dikkate alındığında, her ne kadar kötüniyet halinde dava açma hakkı belirli bir süreye tabi değil ise de, somut uyuşmazlıkta davacının üstün hakkına dayalı olarak eldeki davayı açması MK’nın 2. maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğradığı, bu hususun tanınmışlık kriterinden önce geldiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 24.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.