YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7750
KARAR NO : 2014/14949
KARAR TARİHİ : 01.10.2014
MAHKEMESİ : BURSA (KAPATILAN) 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/01/2014
NUMARASI : 2013/98-2014/11
Taraflar arasında görülen davada Bursa (Kapatılan) 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/01/2014 tarih ve 2013/98-2014/11 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı E.. Y.. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının hamili bulunduğu, davalılardan E.. Y..’ın keşide ettiği 17/08/2010 keşide tarihli 80.000,00 TL bedelli hamiline yazılı çek bankaya ibrazında karşılıksız çıkması üzerine keşideci ile çeki ciro eden davalı S.. Ş.. hakkında kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile icra takibine geçildiğini, davalı keşideci E.. Y..’ın Bursa 4. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2010/ 1004 Esas sayılı dava dosyası ile takip konusu çekte tahribat yapıldığını, 17/03/2010 olan keşide tarihinin 17/08/2010 şeklinde değiştirildiğini, çekin bu sebeple kambiyo senedi vasfını kaybettiğini belirterek takibin iptali için dava açtığını, bu dosyadan yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde, keşide tarihinde değişikliğin yapıldığı kabul edilerek icra takibinin iptaline karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, keşide tarihinin değiştirildiği kabul edildiğinden çekin süresinde bankaya ibraz edilmemiş olduğunun ortaya çıktığını, bundan dolayı kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile gerek keşideci gerekse diğer cirantalara yönelik takip yapma imkanının bulunmadığını, davacının çek bedeli kadar mal varlığında azalma olduğunu, keşidecinin ise çek bedeli kadar haksız olarak zenginleştiğini, davalı cirantanın ise çekin keşide tarihini tahrip ettiğinin ceza dosyası ile anlaşıldığını bu nedenle haksız fiil hükümleri gereğince sorumlu olduğunu ileri sürerek çek bedelinin ve icra takibinin iptali nedeniyle davalı keşideciye ödemiş olduğu faiz ve vekalet ücretinden oluşan 2.350,31 TL’nin faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davalı S.. Ş.. hakkındaki davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir.
Davalı vekili, davacının gerçek hamil olmadığını, davacının eşi dava dışı Sezayi’nin dava konusu çeki davalı S.. Ş..’dan davalıyı zarar uğratmak amacıyla aldığını, çeke dayalı sebepsiz zenginleşme davası açılabilmesi için çekin zaman aşımına uğramış ve zararın oluşmuş olması gerektiğini, davada bu koşulların bulunmadığını, dava konusu çekin çek vasfını taşımadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çekin keşidecisinin davalı E.. Y.., son hamilinin de davacı olduğu, dava konusu çekin keşide tarihinin 17/03/2010 iken 17/08/2010 olarak değiştirildiği bu nedenle davacının dava konusu çeke dayalı davalılar aleyhine başlattığı icra takibinin davalı E.. Y.. yönünden iptal edildiği, çekin gerçek keşide tarihinin 17/03/2010 olduğunun belirlenmesi karşısında çekin keşide tarihinde tahrifat nedeniyle çek vasfını yitirmeyeceğini, dava konusu çek yasal ibraz süresi geçtikten sonra ibraz edildiğinden kambiyo senedi niteliğini yitirdiğinden 6102 sayılı TTK’nın 732. maddesi gereğince sebepsiz zenginleşme davasına konu olabileceğini, ispat yükü kendisinde olan davalı keşidecinin sebepsiz zenginleşmediğini ispat edemediğini, davalı davacının gerçek hamil olmadığını savunmuşsa da bu hususu da ispat edemediği, dava konusu çekte en son davacının cirosu bulunduğu bu nedenle davacının yetkili hamil olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile çek bedelinin davalı E.. Y..’dan faiziyle tahsiline, fazlaya dair istemin reddine, diğer davalı hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı E.. Y.. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı keşideciye karşı çeke dayalı müracaat hakkını yitirmiş olan hamilin, 6102 sayılı TTK’nın 818/1-m maddesi yollamasıyla çeklerde de uygulanması gereken, aynı Yasa’nın 732. maddesi uyarınca, keşideciye karşı açtığı alacağın tahsili istemine ilişkin olup, anılan Yasa hükmü uyarınca açılan işbu davanın dinlenebilmesi için ortada çek olarak geçerli bir kambiyo senedinin bulunması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davaya dayanak yapılan çekin, kesinleşen İcra Hukuk Mahkemesi’nin kararıyla, keşide tarihinin 17.03.2010 olarak yazıldığı halde sonradan 17.08.2010 olarak değiştirildiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla ortada görünüşte tahrif edilmiş bir çek bulunduğundan bu çeke istinaden TTK’nın 732. Maddesi gereğince sebepsiz zenginleşme davası açılması mümkün değildir. Bu itibarla mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle mümeyyiz davalı E.. Y.. yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre mümeyyiz davalı E.. Y.. vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalı E.. Y.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalı E.. Y.. yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı E.. Y.. sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı E.. Y..’a iadesine, 01/10/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Davaya konu çekteki keşide tarihinin “17.3.2010” iken ay hanesindeki “3” rakamının “8” olarak tahrif edilmek suretiyle “17.8.2010” olarak değiştirildiği dava dosyası kapsamı ile belirgindir. Söz konusu tahrifatın davalı ciranta Süleyman tarafından gerçekleştirildiği de ceza dosyası içeriği ile anlaşılmaktadır. Gerek mülga 1086 sayılı Kanun’un 298. maddesi ve gerekse de 6100 sayılı Kanun’un 207. maddesinin açık hükmü uyarınca, çekin keşide tarihindeki söz konusu tahrifat suretiyle yapılan değişikliğin, keşideci tarafından onaylanmaması nedeniyle “yok hükmünde” olduğu, eş deyişle keşide tarihinde mevcut değişikliğin yapılmamış sayılması gerektiği kuşkusuzdur. Somut olayın, yapılan ve saptanan tahrifatın niteliği ile davalı keşidecinin çekin 17.3.2010 tarihinde düzenlendiğine yönelik her aşamadaki ikrar ve kabulleri gözetildiğinde, mahkemece, anılan yasa hükümleri uyarınca, keşide tarihinde yapılan tahrifatın dava konusu çekin geçerliliğine etkili bulunmamasında bir takdir hatası bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, Dairemiz çoğunluğunun ortada geçerli bir çek bulunmadığına yönelik kabulüne ve bozma gerekçesine katılmaya olanak görmüyorum. Bu çerçevede, incelenmeye gerek görülmeyen davalının diğer temyiz itirazları, özellikle davanın zamanaşımı dolduktan sonra açıldığına yönelik temyiz itirazı üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği kanısındayım.