YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7795
KARAR NO : 2014/12764
KARAR TARİHİ : 03.07.2014
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/03/2012 gün ve 2010/563-2012/137 sayılı kararı bozan Daire’nin …/01/2014 gün ve 2012/7791-2014/427sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından ….11.2008 tarihinde … 7. İcra Müdürlüğü’nün 2008/24480 E. sayılı dosyasında müvekkili ile dava dışı şirket ortağı … hakkında ilamsız takip başlatıldığını, davalı tarafından takibin dayanağının davalı ile dava dışı ortak … arasında 09.03.2007 tarihinde gerçekleştirilen hisse devri olarak gösterildiğini, davalının iddiasına göre de bu devrin gerçek bir devir olmayıp şirketin yüksek miktarlı kredi kullanması aşamasında pürüzleri ortadan kaldırmak için yapılan inançlı bir devir olduğunu, kredi işlemlerinin sonuçlanmasından sonra devralan …’ın söz konusu hisseleri davalıya devretmeyi taahhüt ettiğini, bu taahhüdün yerine getirilmemesi halinde hisse devir bedelinin davacı şirket ile … tarafından müştereken müteselsilen ödeneceğine dair 09.03.2007 tarihli protokol düzenlendiği iddiasının gerçek olmadığını, müvekkilinin söz konusu icra takibinden … SGK İl Müdürlüğü’nden olan alacaklarının haczedilip haciz ihbarnamesinin tebliği ile 18…2010 tarihinde haberdar olduklarını, müvekkili şirketin ve diğer ortakların haberi olmadan davalı ile dava dışı … arasında gerçekleştirilen borçlandırıcı işlemin müvekkili açısından bağlayıcı olmayacağını, dava dışı şirket müdürü …’ın …’nın 443/…. maddesi uyarınca böyle bir borçlandırıcı işlem için yetkisi bulunmadığını, söz konusu icra takibinin ….11.2008 tarihinde yapılması üzerine …’ın aynı gün icra dairesine giderek ödeme emirlerini tebliğ alıp aynı gün borcu kabul etmesinin davalı ile iş birliği içinde olduklarının göstergesi olduğunu, ayrıca icra dosyasında dava dışı …’a yönelik hiçbir işlem yapılmamasının muvazaanın göstergesi olduğunu ileri sürerek, icra dosyasına yatan ve yatacak paranın davalıya ödenmemesini, müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığının tespitini ve %40 tazminatın ödenmesini talep etmiş, ıslahla 09.03.2007 tarihli adi yazılı sözleşmenin garanti sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceğini, …’nın 542. maddesi yollamasıyla 321. maddesi uyarınca ve anasözleşmeye göre dava dışı …’ın şirketin amaç ve konusu ile ilgili olmayan bu sözleşmeyi imzalama yetkisi bulunmadığını, şirket müdürüne ortaklar kurul kararı ile de garanti sözleşmesi imzalama yetkisi verilmediğinden söz konusu sözleşmenin şirketi ilzam etmeyeceğini ileri sürerek, hisse devri ve garanti sözleşmesi olarak nitelenen adi yazılı belgeden kaynaklanan borcun bulunmadığının tespiti ile bu kapsamda tahsil edilen paranın istirdadı ve takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin yetkilisinin icra dosyasındaki kabul beyanından sonra menfi tespit davası açılamayacağını, dava dışı …’ın münferit imza yetkisine sahip bulunduğunu, garanti sözleşmesinin geçerli bir sözleşme olduğunu savunarak, davanın reddini istemiş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, hisse devir sözleşmesinin ve takip dayanağı protokolün düzenlendiği 09.03.2007 tarihinde, takip dosyasında ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihte ve takip konusu borcun icra dairesinde kabul edildiği ….11.2008 tarihinde …’ın şirketi temsile yetkili müdür olduğu, davacı şirket adına temsilcisinin borcu kabul beyanının şirketi bağlayıcı olduğu, davacı şirketin bu iddialarını …. kişi olan davalıya karşı açılan menfi tespit davasında ileri süremeyeceği, şirket müdürünün şirkete zarar vermesi nedeni ile açılmış veya açılacak bir davada ileri sürülebileceği, icra dosyasında borçlu …’ın ….11.2008 tarihinde hem borçlu sıfatıyla ve hem de borçlu şirketin temsilcisi sıfatıyla borcu kabul beyanından sonra açılan işbu menfi tespit davasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine, icra dosyasına gelen paranın dava tarihinden önce davacıya ödendiği, kalan alacakla ilgili paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de teminat yatırılmadığından ihtiyati tedbir kararının uygulanmadığı bu nedenle davalı alacaklının bir zararının gerçekleşmediği anlaşılmakla davalının tazminat isteminin de reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin ….01.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nın 442/…. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 03/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.