Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/7874 E. 2014/16377 K. 23.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7874
KARAR NO : 2014/16377
KARAR TARİHİ : 23.10.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …(Kapatılan) 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/11/2013 tarih ve 2011/290-2013/330 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan …’un müvekkili şirkette 06/04/2004 tarihinden 30/06/2009 tarihine kadar bilgisayar programcılığı hizmetlerinde çalıştığını, adı geçenin davacı ile imzaladığı belirsiz süreli iş sözleşmesine göre, iş aktinin sona ermesinden sonra işletmenin hizmet verdiği müşterilerde veya işletmenin faaliyet konusuyla ilgili başka bir firmada davacının yazılı iznini almadan 18 ay boyunca çalışamayacağı ve bu süre içerisinde kendi nam ve hesabına iş veren ile rekabet edecek bir iş yapamayacağının düzenlendiğini, bu hususta ayrıca ek taahhütnamenin imzalandığını, davalılardan …’in de davacı şirkette 12/07/2007 tarihinden 30/04/2009 tarihine kadar bilgisayar programcılığı hizmetlerinde çalıştığını, bu kişi ile imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde de 36 ay boyunca davacının iznini almadan işletmenin hizmet verdiği müşterilerde veya işletmenin faaliyet konusu ile ilgili başka firmalarda çalışamayacağına yönelik düzenlemenin bulunduğunu, davalılardan İbrahim’i dilekçe ile kurumu … Şubesi’nde Arge bölümünde çalışırken müşterilere satış ve destek ağırlıklı hizmet vermek amacıyla merkez ofise geçmeyi istediğini, davalı …’ın da aynı gün benzer dilekçeyle merkez ofisin satış ve destek bölümünde çalışmak istediğini bildirdiğini, davacının iyi niyetli olarak bu istekleri yerine getirdiğini, davalıların iş yerinden ayrıldıktan sonra … Bilgisayar ve Danışmanlık unvanıyla birlikte bir iş yeri açıp, müvekkiline ait iş yerini müşterileriyle doğrudan ilişkide bulunulan satış ve destek bölümünde çalıştıkları sırada iş yerlerine de gitmek suretiyle destek hizmeti vererek müşterilerin büyük bölümünü kendilerinin açtıkları … Bilgisayar ve Danışmanlık adı altındaki teşebbüse bağladıklarını, iş yerlerinde çalıştıkları bölümün değiştirilmesinin istediklerinin açık olduğunu, TTK’nın 56.maddesine aykırı davranışların bulunduğunu, yine belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümleri uyarınca davalıların hareketlerinin haksız rekabet oluşturduğunu, davalıların müvekkili şirket müşterilerinden ayartarak kendi müşteri portföyüne aldıkları müşterilerin tespit edilebilenlerinin müşteri portföyünde kalmaları halinde elde edilecek karın büyük olduğunu, davacının 146.645,00 TL kardan mahrum kaldığını, yine davalıların iş sözleşmesine aykırı olarak müvekkiline rakip şekilde aynı işi yapmalarından dolayı uğranılan zararın da davaya dahil edilmesi gerektiğini belirterek haksız rekabet sebebiyle müvekkilinin uğradığı zararın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 246.645,00 TL’lik kısmının davalılardan yasal faiziyle birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin davacıya ait hiç bir ticari ve teknik sırrı iyi niyet kurallarına aykırı bir şekilde elde edip bunları kendi menfaatine kullanmadığını, müvekkilinin davacı dahil hiç bir kişiyi gerçeğe aykırı şekilde kötüleyip müşteri kitlesini yanıltıcı beyanlarda bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, belirsiz süreli iş sözleşmesinin tek nüsha olarak düzenlenip iş yoğunluğu arasında imzalatıldığını, davacı şirket de kendi gayret ve çabalarıyla kendini geliştirerek satış ve destek elemanı olarak çalıştığını, müşterilerle faaliyet konusu dahilinde ticari yönden herhangi bir ilişki içerisinde bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davalıların davacı şirketteki çalışmaları sona erdikten sonra davacı şirketten ayrılarak firma kuran ve benzer faaliyet alanlarında çalışıp daha önce davacı müşterilerinden olan bazı kooperatiflerle birlikte çalışmaları hususu, gerek belirsiz süreli iş sözleşmelerinde düzenlenen rekabet yasağına ilişkin hükmün mahkemece geçersiz kabul edilmesi, gerekse de haksız rekabete ilişkin eylemlerini TTK’nın 56 ve 57/8.maddelerinde tanımlanan anlamda haksız rekabet fiilini oluşturmadığı, bu hususta somut delillerin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 23.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.