YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7941
KARAR NO : 2014/14872
KARAR TARİHİ : 30.09.2014
MAHKEMESİ : UŞAK 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/01/2014
NUMARASI : 2010/310-2014/39
Taraflar arasında görülen davada Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/01/2014 tarih ve 2010/310-2014/39 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, tarafların dava dışı G.Tekstil A.Ş’nin ortağı olduklarını, ortaklar arasında ihtilaf çıkması nedeni ile şirkete ait borç ve giderlerinin şirketin %50 ortağı olan müvekkilleri tarafından ödendiğini, müvekkilleri tarafından bu maksatla toplamda 76.727,00 TL ödeme yapıldığını belirterek bu miktardan davalıların hisselerine isabet eden 38.363,00 TL’nin ödeme tarihi olan 01.10.1997 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte hisseleri oranında davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, BK m. 126 kapsamında davanın zamanaşımına uğradığını, davanın G.Tekstil A.Ş’ye yöneltilmesi gerektiğini, müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların G. Tekstil A.Ş’nin ortakları olduğu, bu şirket için yapılan harcamaların şirket tüzel kişiliği hasım gösterilerek istenmesi gerekirken şirket ortağı olan davalılardan istenmesinin yasal olmadığı gibi, dava konusu olan 1996-2002 yıllarına ait alacaklar yönünden davanın zamanaşımına uğradığını gerekçesiyle davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HMK’nın 297 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında gerekçeli kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi gereklidir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması ve ayrıca gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun olması gerekmektedir. Zira, kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, aralarında çelişki bulunmaması, birbirlerine uygun olması esastır.
Somut olayda, mahkemece kısa kararda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ancak, gerekçeli kararda şirket için yapılan harcamaların şirket tüzel kişiliğinin hasım gösterilerek istenmesi gerektiği, şirket ortakları olan davalılardan istenmesinin yasal olmadığı belirtilerek hem pasif dava ehliyeti yönünden değerlendirme yapıldığı hem de zamanaşımı nedeniyle açılan davanın reddi gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda, mahkemenin şirket için yapılan harcamaların şirket tüzel kişiliğinin hasım gösterilerek istenmesi gerektiği yönündeki gerekçesi karşısında gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki mevcuttur. Bu nedenle, mahkemece kararın çelişki içermeyen, gerekçe ile hükmün uyuştuğu yeni bir karar verilmek üzere bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının bozma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 30/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.