YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8003
KARAR NO : 2014/11376
KARAR TARİHİ : 13.06.2014
MAHKEMESİ : ÇAN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/03/2014
NUMARASI : 2014/12-2014/22 D.İŞ.
Çan Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/03/2014 tarih ve 2014/12-2014/22 D.İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi talep eden (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen vekili, müvekkili banka ile N. Ö. arasında ticari kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi sözleşme hükümlerine aykırı davranılması nedeniyle muacceliyet ihtarnamelerinin borçlulara tebliğ edildiğini ileri sürerek, 68.850,00 TL borca karşılık borçluların menkul ve gayrimenkul malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, ihtiyati haciz talebinde bulunan tarafça kredi sözleşmesi gereğince kredi bedelinin ödendiğine ve kredi sözleşmesi altındaki imzaların belirtilen şahıslara ait olduğuna ilişkin bir kayıt ve belge sunulmadığı, alacağın varlığının yargılama yapılmasını gerektirdiği gerekçesiyle, ihtiyati haciz isteminin reddine dair verilen karar ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin temyizi üzerine, ihtiyati haciz taleplerinde tam bir ispatın aranmasının gerekmediği, yaklaşık ispatın yeterli olduğu da dikkate alındığında, hesap kat ihtarında belirtilen ve ödenmediği ileri sürülen alacak tutarı için alacaklı bankanın ihtiyati haciz talebinde bulunmasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilen borçlu kefil R.. E..’ın kefaletinin teminatını oluşturmak üzere alacaklı banka lehine ipotek tesis ettiği gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz talep eden banka vekili temyiz etmiştir.
1 – Talep, alacaklı banka ile asıl borçlu arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesi kapsamında, müşterek borçlu ve müteselsil kefiller hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir.
İhtiyati haciz isteyen vekili, müvekkili banka ile asıl borçlu N. Ö. arasında ticari kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi sözleşmesi hükümlerine aykırı davranılması nedeniyle muacceliyet ihtarnamelerinin borçlulara tebliğ edildiğini ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda değinilen gerekçe ile istemin reddine karar verilmiştir. İİK’nın 257/1 maddesi uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” hükmü düzenlenmiş ve alacağın rehinle temin edilmemiş olması durumu, borçlu hakkında ihtiyati haciz kararı verilebilmesine imkan tanımıştır. Bu hali ile alacağın rehinle temin edilmiş olması, borçlu hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesine engel teşkil etmekte olup, somut olayda da borçlulardan R.. E.. ile M.. Ö.. tarafından, isteme konu kredi alacağının teminatını teşkil etmek üzere, alacaklı banka lehine, maliki oldukları taşınmazlar üzerinde ipotek tesis edildiği anlaşılmaktadır. Buna karşın, Dairemiz yerleşik uygulaması ve değinilen kanun maddesinin açık anlatımı gereğince, tesis edilen ipoteğin, teminat altına aldığı borcun yanında, kefilin kefaletini de kapsaması gerekmektedir. Her ne kadar mahkeme karar gerekçesinde, borçlulardan R.. E.. tarafından verilen ipoteğin kendi kefaletini teminat altına aldığı yönünde açıklamalara yer verilmişse de dosya içeriğinde örneği bulunan ipotek resmi senetlerinde yapılan anlatımlar kapsamında, bu yönde bir açıklık bulunmamaktadır. Bu durumda adı geçenler tarafından verilen ipoteğin asıl borcun teminatını teşkil ettiği göz önüne alınmaksızın, istemin kabulü yerine reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
2 – Kabule göre de; borçlulardan R.. E.. tarafından verilen ipoteğin kendi şahsi kefaletini teminat altına aldığından bahisle istemin reddine karar verilmişse de adı geçen borçlunun söz konusu teminatının, diğer kefalet borçlularına olumlu ya da olumsuz bir etkisinin olmayacağı hususu değerlendirilmeksizin, istemin reddine karar verilmesi dahi doğru görülmemiş kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün alacaklı yararına BOZULMASINA, 13.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.