YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/818
KARAR NO : 2014/2043
KARAR TARİHİ : 06.02.2014
MAHKEMESİ : SAKARYA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/01/2012
NUMARASI : 2011/833-2012/31
Taraflar arasında görülen davada Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.01.2012 tarih ve 2011/833-2012/31 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26.11.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. A.. G.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin % 31 oranında pay sahibi olduğu davalı şirketin 1995-2004 yıllarına ait genel kurullarının 27.04.2005 tarihli genel kurul toplantısına kadar yapılmadığını, bir aile şirketi olan davalı şirkette ortakların kardeş olmalarına karşın diğer ortakların müvekkiline karşı birleşerek şirketteki haklarını elinden alma çabasına girdiklerini, 04.07.2011 tarihinde yapılan 2008, 2009 ve 2010 yılı genel kurulunda müvekkilinin talebi üzerine bilanço müzakeresinin bir ay sonrasına ertelendiğini, toplantının 08.08.2011 tarihinde yapıldığını, bu toplantılarda müvekkilinin ayrıntılı muhalefetinin reddedilerek kanuna ve anasözleşmeye aykırı kararlar alındığını, 04.07.2011 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı gündemini Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/23 E. 2011/72 K. sayılı kararı ile atanan kayyum O. E.’in yetki sınırlarını aşarak oluşturduğunu, zira kayyumun 27.05.2008 genel kurulunda ibra edilmeyen üyelerin şirket aleyhine açacağı davada ve şirketin alacak ve borç ilişkilerinde şirketi temsil etmek, ortaklar arasındaki pay devrini sağlamak amacı ile genel kurul yapmak, bilançoları incelemek üzere yeminli mali müşavir atamak ve bu süreçte şirketin haklarını korumak için atandığını ileri sürerek, kayyumun 04.07.2011 tarihli olağanüstü genel kurulun 3, 4, 7 ve 8 numaralı gündem maddeleri ile 08.08.2011 tarihli olağanüstü genel kurulun 3, 4 ve 5 numaralı gündem maddelerini hazırlamak üzere yetkili olmadığının tespitini, 04.07.2011 tarihli olağanüstü genel kurulun 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 numaralı ve 08.08.2011 tarihli olağanüstü genel kurulun 3, 4 ve 5 numaralı gündem maddelerinde alınan kararların iptalini, davalı şirketin 1995-2004 yıllarına ait genel kurullarının hiç yapılmadığı değerlendirilerek 10 yıl için geriye dönük olarak hesaplarının incelemesi ile gerçek kârın tespitini ve bu kârın ortaklara dağıtımı için davalı şirkete özel denetçi atanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, kayyım O. E.’in belirlediği gündem maddelerinin, pay sahipleri arasında yaşanan uyuşmazlıklardan kaynaklı olağanüstü safhada, mutad ve acil olarak alınması gerekli veya BK.’nın 520-521. maddesi hükümlerinde öngörülen olağan iş kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte işlemlerden olmadığı, mahkemece tahdidi olarak sayılı yetki kalemlerine girmeyen yönetim kurulu üyesi seçme, ücret belirleme, kar zarar hesabı onaylama konularında gündem maddesi belirleyerek yetki sınırlarının aşıldığı, bunun TTK.’nın 381. maddesi gereğince kanuna aykırı olduğu, davacının özel denetçi atanmasını genel kuruldan azınlık hakkı sahibi olarak TTK.’nın 348. maddesi uyarınca talep etmediği, bu nedenle özel denetçi atanması isteminin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 04.07.2011 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 7, 8 no’lu kararlar ile 08.08.2011 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5 no’lu kararların iptaline, özel denetçi tayini isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, TTK.’nın 381. maddesi uyarınca genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece kayyım O. E. tarafından dava konusu genel kurullarda yönetim ve denetim kurulu üyelerinin seçilmesi, ücretlerinin belirlenmesi ve kar ve zarar hesabının onaylanması konularının gündeme alınmasının, yetki sınırlarının aşılması anlamına geldiğine ve bu durumun TTK.’nın 381. maddesi gereğince kanuna aykırı olduğuna karar verilmişse de mahkemenin bu gerekçesi yerinde değildir. Zira kayyım O. E.’e Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 24.02.2011 tarih ve 2011/23 E.-72 K. sayılı kararı ile “genel kurul toplantısı yapılması, karar kesinleşinceye kadar tedbir mahiyetinde olmak üzere şirketin hak ve menfaatlerinin korunması bakımından gerekli tüm işlemlerin yapılması” konularında yetki verilmiş, kayyım tarafından da dava konusu 04.07.2011 ve 08.08.2011 tarihli genel kurul toplantıları yapılıp, bu husustaki belgeler Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne sunulmuştur. Bir şirketin olağan işleyişinin sürdürülebilmesi için yönetim ve denetim kurulu üyelerinin seçilmesi, kar ve zarar hesaplarının ve bilançonun hazırlanıp bir an önce genel kurulun denetimine sunulması gerektiği tabiidir. Tüm bu işlemler de kayyım gözetiminde yapılacaktır. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta her iki genel kurul toplantısında da kayyım tarafından belirlenen gündem maddelerinde yasal sınırların aşılması söz konusu olmamıştır. Gündemde olmak kaydıyla da her zaman yönetim ve denetim kurulu üyelerinin seçimi, ücretlerinin belirlenmesi, kar ve zarar hesabının onaylanması konularında karar alınabilir.
Ayrıca 04.07.2011 tarihli genel kurul toplantısında 3 numaralı gündem maddesi ile TTK.’nın 377. maddesi uyarınca bilanço ve hesapların incelenmesinin bir ay sonraki genel kurulda yapılmasına, bu nedenle de 4, 7 ve 8 numaralı gündem maddelerinde belirtilen konular için herhangi bir görüşme yapılmamasına karar verilmiştir. Dolayısıyla anılan gündem maddeleri ile herhangi bir karar alınmadığı halde, mahkemece 04.07.2011 tarihli genel kurul toplantısının 3, 4, 7 ve 8 numaralı kararlarının iptaline karar verilmesi de doğru değildir.
Yine anonim şirketlerde genel kurul kararlarının yasa, ana sözleşme ve afaki iyi niyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, TTK.’nın 381/1. maddesi uyarınca toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirmesi gerekmektedir. Oylama öncesi yapılan görüşme sırasında, bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması, alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta da davacı ortak tarafından 08.08.2011 tarihli genel kurulda alınan kararlara karşı muhalif kalındığı, TTK.’nın 381. maddesinde öngörüldüğü şekilde tutanağa geçirilmiş değildir. Bu itibarla mahkemece, davacının dava hakkının bulunmadığı gerekçesiyle bu istem yönünden de davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 06.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.