YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8418
KARAR NO : 2015/5582
KARAR TARİHİ : 21.04.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/06/2013 tarih ve 2009/403-2013/247 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21/04/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. …, davalılardan …, … ve … vekili Av. …, diğer davalı … vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların …,… 2515 ada 116 parselin dava dışı …’la birlikte maliki olduklarını, 20.05.1982 tarihinde davalı arsa malikleri ile yüklenici… arasında arsa üzerine otel yapılması için sözleşme imzalandığını, inşa edilecek otelin % 51 malikinin…, kalan % 49 kısmının ise davalılara ait olacağını, 12.10.1982 tarihinde ise adi ortaklık sözleşmesi ile otelin aynı pay oranında işletilmesi ve ortaklık sermaye şirketine dönüştüğünde aynı hisse ve oranların cari olacağının kararlaştırıldığını, 1985 yılında ise adi ortaklığın öz sermayesinin tespit raporu ile belirlendiğini, bu miktarın anonim şirkete ayni sermaye olarak konulduğunu, bu surette davalıların arsa paylarını anonim şirkete ayni sermaye olarak verdiklerini ileri sürerek, davalılar adına kayıtlı tapunun iptali ile davacı şirket adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, müvekkillerinin taşınmazı ayni sermaye olarak koymadıklarını, mülkiyeti gerçek kişilerde kalmak üzere taşınmaza sahip oldukları hisseler oranında bir işletme ortaklığı kurulduğunu, davacı şirket ortağı…’ın da tapu maliki olduğunu, bu kişi hakkında da dava açılması gerektiğini, taşınmazın davacı şirkete 10 yıllığına kiraya verildiğini, bu durumun taşınmazın ayni sermaye olarak konulmadığını gösterdiğini savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalıların taşınmazı anonim şirkete sermaye payı olarak koymadığı, bilançoda belirtilen sabit kıymetler içinde taşınmazın mülkiyet değerinin bulunmadığı, taşınmazın 01.01.1988 tarihinde davacı şirkete 10 yıllığına kiralandığı, taşınmazın kullanma hakkının sermaye olarak gösterildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirkete ayni sermaye olarak konulan taşınmazın tapusunun iptali ve davacı şirket adına tescili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 TTK’nun 140/2. maddesine göre “sermaye olarak gayrimenkul mülkiyeti ve gayrimenkul üzerinde mevcut veya tesis edilecek ayni bir hakkın konulması taahhüdünü ihtiva eden şirket mukavelesi hükümleri resmi şekil aranmaksızın muteberdir.” Buna göre, madde de belirtilen şirket mukavelesi resmi şeklin yerine geçmekte olup, şirket sözleşmesi tapu memuruna götürülerek ilgili taşınmazınşirket adına tescilinin sağlanması mümkündür. Mülkiyet tescil ile şirkete geçmektedir. Başka bir deyişle, taşınmazın şirkete ayni sermaye olarak konulmasına ilişkin taahhüdü içeren ana sözleşme, şirkete tescili talep etme hakkını bahşeden geçerli bir hukuki sebep olup, ihtilaf halinde şirketin tescil davası açabileceği tartışmasızdır.
Somut olayda ise, davalıların arsa maliki olduğu 2515 ada 116 parselle ilgili olarak müteahhit… ile davalılar arasında 20.05.1982 tarihli inşaat sözleşmesi ile arsa üzerine otel inşaatı yapılması ve inşa edilecek otelin tamamı üzerinden % 51 hisse müteahhide, % 49 hisse arsa sahiplerine ait olacağı düzenlenmiş, 12.10.1982 tarihli adi ortaklık sözleşmesinde otelin mülkiyeti, işletilmesi konusunda anlaşma yapıldığı, ortaklıktaki % 51 hissenin…’a, % 49 hissenin davalılara ait olacağı, işbu ortaklık ileride herhangi bir sermaye şirketine dönüştüğünde aynı hisse ve esasların cari olacağı belirtilmiş, daha sonra Asliye Ticaret Mahkemesi’nden 05.12.1985 tarihinde adi ortaklığın öz varlığının tespit edilmesi talep edilmiş, bilirkişiler raporlarında adi ortaklığın sabit kıymetlerinin 222.501.417,80 TL, ortaklığın öz sermayesinin ise 91.282.228,75 TL olduğunu ifade etmiş, aynı yıl tescil edilen anonim şirketin ana sözleşmesinin 6. maddesinde şirketin sermayesinin 100.000.000 TL, bunun 91.182.228,75 TL kısmının ayni, 8.817.771,25 TL kısmının nakdi olarak konulduğu, ayni olarak konulan bölümün Ticaret Mahkemesinin tespit raporunda belirtilen adi ortaklığın öz varlığının 6762 Sayılı TTK’nun 303. maddesi gereğince ayni sermaye olarak vazedilmesinden meydana geldiği, söz konusu öz varlık tutarının 91.182.228,75 TL olduğu açıklanmıştır. İşbu davada uyuşmazlık davaya konu 2515 ada 116 parsel nolu taşınmazın davacı anonim şirkete ayni sermaye olarak konulup konulmadığı noktasında toplanmaktadır, dosyada mevcut bilirkişi kurulu raporunda, öz varlığın tespitine ilişkin raporda sabit kıymetlerin 222.501.417,80 TL olarak belirtildiği, sabit kıymetlerin nelerden ibaret olduğunun anlaşılamadığı, o döneme ait adi ortaklığın bilançonun sunulmasıyla bu durumun açıklığa kavuşacağı belirtilmiş, dosyada mevcut adi ortaklık bilanço kayıtlarında ise sabit kıymetler toplamı 251.349.523 TL, binalar ise 121.430.624,68 TL olarak ifade edilmiş, aktif ve pasif alacakların hesaplanması sonucunda netice olarak 91.437.308,68 TL bulunmuş olup, anılan bu miktar da adi ortaklığın öz varlığının tespitine ilişkin bilirkişi raporuyla yaklaşık bir değere tekabül etmektedir.
Bu itibarla, mahkemece anonim şirkete ayni sermaye olarak konulan 91.282.228,75 TL içerisinde 2515 ada 116 parsel taşınmazın da bulunduğu kabul edilerek, davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.