YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8733
KARAR NO : 2014/16023
KARAR TARİHİ : 20.10.2014
MAHKEMESİ : ANTALYA(KAPATILAN) 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/02/2014
NUMARASI : 2013/99-2014/32
Taraflar arasında görülen davada Antalya (Kapatılan) 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/02/2014 tarih ve 2013/99-2014/32 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan kullandığı krediden taraflarca müzakere edilmeden, herhangi bir hizmet verilmeden ve yasal dayanağı olmadan haksız şart niteliğinde ve hizmet bedeli adı altında 10.000,00 TL tahsil edildiğini ileri sürerek bu bedelin ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, genel kredi sözleşmesi uyarınca davacıya 3.000.000,00 TL tutarında kredi kullandırıldığını, hizmet bedelleri ile ilgili bilgi verildiğini, davacının imzası ile onayı alınarak 10.000,00 TL taksitli kredi hizmet bedelinin tahsil edildiğini, kredi sözleşmesinin serbest irade ile imzalandığını, Banka nezdinde kredi kullandırılması için müşteri hakkında gerekli araştırma ve incelemelerin yapılması, teminatların değerlendirilmesi, gerekmesi durumunda hesap açılması, hesap hareketlerinin bilgisayar sisteminde saklanması/ arşivlenmesi ve hesabın kapatılması gibi işlemlerin bankalar için önemli bir maliyet unsuru oluşturduğunu, TTK’nın 22’nci maddesi uyarınca müvekkilinin verdiği hizmetin karşılığında münasip bir ücret alabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taksitli kredi kullanımı hizmet bedeli olarak oransal veya maktuen belirli bir kesinti yapılacağına dair müşterinin mutabakatının alındığına, bunun kredi koşul ve geri ödemelerinin kayıtlı bulunduğu geri ödeme planına yazıldığına dair bir savunmada bulunulmadığı gibi bu yönde bir belgenin de ibraz edilmediği, kredinin koşulları oluşturulurken kapsama dahil edildiği açıkça anlaşılan kalemler dışında talepte bulunulmasının olağan bankacılık işlemi olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen kredi sözleşmesi uyarınca davalıya kullandırılan kredi nedeniyle alınan hizmet bedelinin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmişse de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kredi sözleşmesinin sadece iki sayfasının sunulduğu belirtilmiş, bu nedenle sözleşmenin sair kısımları bilirkişi tarafından değerlendirilmemiştir. Davalı bilirkişi raporuna itirazında dava konusu ücretin kredi sözleşmesinin 9.4 ve 16. maddeleri uyarınca alındığını, Sözleşme Öncesi Bilgi Formu’nun 9. maddesinde de hangi ücretlerin alınacağının dökümünün yapıldığını, geri ödeme planında bunların gösterildiğini savunmuştur. Mahkemece, anılan sözleşme, Sözleşme Öncesi Bilgi Formu ve banka kayıtlarının tamamı celbedilerek, dava konusu ücretin davacı tarafından alınabileceğine ilişkin bir hüküm bulunup bulunmadığı değerlendirilip, eğer bu yönde bir hüküm varsa diğer bankaların da benzer işlemlerdeki emsal uygulamaları gözetilerek davacıdan tahsil edilen tutarın uygun olup olmadığı, davacıya iadesi gereken bir tutarın bulunup bulunmadığı konularında bilirkişi raporu alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.