YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8749
KARAR NO : 2015/5667
KARAR TARİHİ : 22.04.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/12/2013 tarih ve 2013/756-2013/763 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.04.2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av…. ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı… Ltd. Şti’nden satın almak istediği araç için davalıya devir edilen … A….den kredi kullandığını, banka yetkililerinin rutin olan işlemleri yapmaksızın 03.05.2000 tarihinde satıcı firmaya ödeme yaptığını, ödemeyi alan bu firmanın aynı gün işyerini kapatarak ticareti terk ettiğini, müvekkilinin aracı alamadığı gibi kredi borçlusu haline geldiğini, sonra kredi borcunu ödediğini, daha sonra satıcı firma dahil üç ayrı firmaya dava açtığını, sonuç olarak satıcı firma hakkındaki davanın kabulüne karar verildiğini, bilahare satıcı firmayla müteselsilen sorumlu olduğu iddiasıyla davalıya devir edilen bankaya karşı açılan davanın kusurlu olduğu tespit edilmesine rağmen asıl borçlu firmadan tahsil imkanı kalmadığı takdirde sorumluluğuna gidilebileceği gerekçesiyle reddedildiğini, yapılan takip sonucu satıcı firmadan tahsil imkanı olmadığının ortaya çıktığını, hakkında aciz vesikası alındığını, davalının kusuruyla zarara uğradığını ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, ödemelerin yapıldığı tarihten dava tarihine kadar işlemiş faiz alacağı toplam 52.853,32 TL’nin tahsiline, 11.500 TL’ye dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkiline devir edilen bankayla ilgili açtığı davanın reddine karar verildiğini, kesin hüküm bulunduğunu, esasen, davacının yazılı talebi ile müvekkilinin satıcı firmaya ödeme yaptığını, bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, dava tarihi itibari ile … A.Ş.’nin hisse ve mülkiyetinin …’de bulunmadığı, … A.Ş. tarafından devralındığının saptandığı, davalı …’ne husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kredi sözleşmesine dayalı maddi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa HMK.nun tarafta iradî değişiklik başlıklı 124/4 ncü maddesi “Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir.“ hükmünü haizdir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda anılan yasal düzenleme hükmü çerçevesinde dava dilekçesi ve içeriğide nazara alınarak temsilcide yanılma koşullarının oluşup oluşmadığı denetlenebilir bir şekilde değerlendirilip tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.4.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.