YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9271
KARAR NO : 2014/16695
KARAR TARİHİ : 03.11.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/10/2013
NUMARASI : 2011/152-2013/272
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.10.2013 tarih ve 2011/152-2013/272 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı … Gıda Tük. Mad. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını, davalının kredi sözleşmesine müşterek müteselsil kefil olduğunu, dava dışı şirketin borcunu ödememesi sebebiyle kredi hesabının 06/01/2010 tarihinde kat edildiğini, dava dışı şirkete ve davalıya hesap kat ihtarnamesinin tebliğ edilmesine rağmen borcun ödenmediğini ileri sürerek dava tarihi itibariyle 70.885,66 TL olan alacağın hüküm altına alınmasını ve bu tutarın dava tarihinden tahsiline kadar asıl alacak olan 25.940,68 TL üzerinden işleyecek %142,80 oranında temerrüt faizi ve gider vergisi işletilerek tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının genel kredi sözleşmesine müteselsil kefaleti ile davacı banka tarafından dava dışı şirkete kredi kartı verilip kullandırıldığı, hesap kat tarihi itibariyle 25.003,44 TL borç bulunduğunun sabit olduğu, her ne kadar ticari işlerdeki faiz serbestisi uyarınca sözleşmede temerrüt faizi oranı %142,80 olarak kararlaştırılmışsa da Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğüne İlişkin Kanun’un 7. maddesi gereğince faiz ve temerrüt faizinin kamu düzenine ilişkin olduğu, temerrüt tarihi olarak belirlenen 26/01/2010 tarihi itibariyle 3095 sayılı Yasa’nın 2. maddesi uyarınca ticari işlere uygulanacak faiz oranının %16 olduğu, TBK’nın 88. maddesine göre akdi faizin en fazla %24, temerrüt faizinin ise TBK’nın 120. maddesine göre en fazla %32 olacağı, hesap kat tarihinden temerrüt tarihine kadar 25.003,44 TL alacağa %24 akdi faizin uygulanmasıyla temerrüt tarihi itibariyle davacının 25.458,49 TL asıl alacağının bulunduğu, temerrüt tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar 25.458,49 TL asıl alacağa işlemiş %32 temerrüt faiziyle birlikte davalının 35.153,08 TL alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın 25.458,49 TL asıl alacak, 9.232,95 TL dava tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi, 461,64 TL faizin gider vergisi olmak üzere toplam 35.153,08 TL bakımından kabulüne, hükmedilen asıl alacağa dava tarihinden itibaren borç ödeninceye kadar % 32 oranında temerrüt faizi ile faize %5 gider vergisi uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece, davacının temerrüt tarihinden itibaren asıl alacağa taraflar arasında akdedilen sözleşmede belirlenen akdi faiz ve temerrüt faiz oranlarının uygulanması talebi reddedilmiştir. Oysa, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt faizine ilişkin Kanun’un 1. maddesinde “Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’na göre faiz ödenmesi gereken hallerde” diyerek bu iki kanuna göre ödenmesi gereken faiz birbirinden ayrılmıştır. Faize ilişkin olarak mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu 8, 10. maddelerine Borçlar Kanunu’nda bulunmayan, ticari işlere özgü hükümler konulmuş, Türk Ticaret Kanunu 8. maddesinde ticari işlerde faiz miktarında serbesti ilkesi benimsenmiştir. Dava konusu ticari işte de temerrüt faizine hükmedilirken 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun gerek akdi faize ilişkin 88. maddesi gerekse temerrüt faizine ilişkin 120. maddesi kısıtlamaları prensip olarak uygulanamayacaktır. Bu bağlamda mahkemece taraflar arasındaki sözleşme serbestisi ilkeleri çerçevesinde belirlenen akdi faiz oranı ve temerrüt faizi oranının geçerli olacağı kabul edilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.