YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9333
KARAR NO : 2014/11865
KARAR TARİHİ : 23.06.2014
MAHKEMESİ : KONYA 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/03/2014
NUMARASI : 2013/593-2014/157
Taraflar arasında görülen davada Konya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.03.2014 tarih ve 2013/593-2014/157 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Almanya Darmstad Eyalet (Asliye Hukuk) Mahkemesi tarafından verilen 08.02.2010 tarih 4 O 85/09 kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, yabancı mahkeme ilamının davacı şirkete 17.09.2010 tarihinde tebliğ edildiği, yabancı mahkeme ilamında ise kararın davalıya 07.06.2010 tarihinde tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla kesinleşme işleminin 07.06.2010 tarihli tebliğ işlemine göre yapıldığı, Türkiye ile Almanya arasında 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi hükümleri gereğince tebligatların diplomatik yolla yapılacağının kararlaştırıldığı, bu yolla tebliğ edilmeyen bir yabancı mahkeme ilamının kesinleşmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla yabancı mahkeme ilamının usulüne uygun olarak kesinleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün cevap yazısından, tenfizi istenen 08.02.2010 tarihli yabancı mahkeme kararının 07.06.2010 tarihinde davalı tarafa tebliğ edildiğine dair evraklar bulunduğu, yabancı mahkeme kararında, kararın idareten tebliğ edildiği belirtilen tarihin esasında diplomatik yolla yapılan tebliğ tarihi olduğu anlaşılmakta olup bu durumda bozma ilamında bahsi geçen çelişki giderilmiştir. Öte yandan mahkemece yabancı mahkeme kararının tebliğine ilişkin olduğu kabul edilerek hükme esas alınan 17/09/2010 tarihli tebliğ evraklarının da 31.05.2010 tarihli masraf belirleme kararına ilişkin bir tebligat olduğu yine celp edilen tebliğe ilişkin evraklardan anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece dava konusu yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesi gerekirken anılan hususlar nazara alınmaksızın yazılı gerekçeyle davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
2-Kabule göre de, Dairemizce tenfiz davaları nitelikleri itibariyle eda davası değil, tespit davası mahiyetinde kabul edilmesi nedeniyle maktu harca tabi olduğundan davacı tarafından peşin olarak yatırılan nispi harçtan maktu karar harcının mahsubu ile bakiyesinin davacıya iadesine karar vermek gerekirken mahkemece bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.