YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9396
KARAR NO : 2014/13499
KARAR TARİHİ : 10.09.2014
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/02/2013
NUMARASI : 2010/547-2013/111
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/02/2013 tarih ve 2010/547-2013/111 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 02/09/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. Ü.. A.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Meltem Akdeniz tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı bankanın Şırnak Şubesi’nde hesabı olduğunu ve davacının bu hesabı üzerinde tasarruf yapması için dava dışı S. Y.’a vekaletname verdiğini ancak daha sonra vekilini azlettiğini, azilnameyi Ziraat Bankası Dikili Şubesi’ne verdiğini ve vekaletnamesini sistem üzerinden iptal ettirdiğini, ancak davalı bankanın azledilen vekilin davacıya ait hesap üzerinde tasarruf yapmasına müsaade ederek davacının hesabından 103.811,00 TL çekmesine neden olduğunu, davacının durumu davalı Banka’ya bildirmesine rağmen parasını alamadığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının vekilini azlettiğine ilişkin azilnamenin davalının dava konusu hesabın bulunduğu Şırnak Şubesi’ne ulaşmadığını, davacının banka hesabından yapılan 103.475,55 TL ödemenin 46.150,00 TL’sinin davacının sahip olduğu eczanenin faaliyetleri ile ilgili havalelerden meydana geldiğini, davacının Şırnak’ta sahip olduğu eczanenin ödemelerinin azlettiği vekili tarafından davacının hesabından yararlanılarak sürdürüldüğünü bu bakımdan davacının azlettiği vekilinin faaliyetlerinden haberdar olmadığının söyleyemeyeceğini, davacının vekilini azlettiği varsayılsa dahi onun azilden sonraki faaliyetlerine zimmen icazet verdiğini, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacının davalı Banka nezdinde bulunan hesabından azlettiği vekili tarafından çekilen 52.750,00 TL’nin davacıya ait eczanenin borçlarının ödenmesi ile ilgili olduğu, bu ödemeleri davalı Banka’dan talep edemeyeceği, geri kalan miktarın davacı ile ilgisi olmadığı, geri kalan miktar yönünden davalı Banka’nın kural olarak kendi nezdinde açılan hesabı mevzuat hükümlerine göre korumak ve yönetmek zorunda olduğu bu nedenle kusurlu olduğu, davacının da azilnameyi davalı Banka’nın Şırnak Şubesi’ne doğrudan göndermediği bu nedenle %50 oranında müterafik kusurlu olduğu, işlemiş faiz talebinin, davalının sorumluluğu akdi ilişkiden kaynakladığından, davacının davalıyı takipten önce temerrüde düşürmediğinden yerinde olmadığı, alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin 25,359,28 TL üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren faiz uygulanmasına, davacının icra inkar tazminatı ve davalının kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan mevduat hesabında bulunan paranın, azledilmesine rağmen dava dışı vekile ödenmesi ve dava dışı vekil tarafından başka hesaplara gönderilmesi nedeniyle açılan alacak davasıdır. Mahkemece, azledilen vekil tarafından davacının hesabından yapılan birtakım ödemelerin davacıya ait eczanenin borcuna ilişkin bulunduğu, anılan ödemeler davacı yararına olduğundan talep edilemeyeceği, davacının azilnameyi hesabın bulunduğu davalı Banka’nın Şırnak Şubesi’ne göndermediğinden müterafik kusurlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, davacı yargılama sırasında, kendisinin kimseye borcu bulunmadığını bildirmesine rağmen mahkemece bu husus araştırılmamıştır. Her ne kadar, dava konusu olay nedeniyle davalı Banka nezdinde yapılan teftiş sonucu hazırlanan İdari Soruşturma Raporu’nda, davacının H. Ecza Deposu Tic. A.Ş’ye 135.614,00 TL borcu bulunduğu ve rapor ekinde de anılan şirketten alınan davacının borcu olduğuna ilişkin yazının olduğu belirtilmişse de İdari Soruşturma Raporu’nun bir kısım sayfaları ve ekleri dosya kapsamında bulunmamaktadır. Bu itibarla, mahkemece, azledilen vekil tarafından H. Ecza Deposu Tic. A.Ş. ve Güven Eczanesi hesaplarına davacının hesabından yapılan havale işlemleri tarihi itibariyle, davacının anılan kişilere borçlu olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Öte yandan, mahkemece, davacının azilnameyi mevduat hesabının bulunduğu davalı Banka’nın Şubesi’ne değil de başka bir şubeye verildiği gerekçesiyle müterafik kusurlu olduğu kabul edilmişse de, davalı Banka tarafından hazırlanan İdari Soruşturma Raporu’ndan ve davacının azilnameyi verdiği davalı Banka’nın Dikili Şubesi’nin davacıya hitaben düzenlemiş olduğu yazıdan, davacının 13.04.2006 tarihli vekaletnamesinin, davacının hesabının bulunduğu davalı Banka’nın Şırnak Şubesi tarafından 14.04.2006 tarihinde sisteme işlendiği, sisteme kayıtlı bu vekaletnamenin, 02.08.2007 tarihinde, bu kez davalı Banka’nın Dikili Şubesi’nce silindiğinin anlaşılması karşısında sırf azilnameyi hesabın bulunduğu Banka Şubesi’ne ibraz etmediği gerekçesiyle davacının müterafik kusurlu olduğunun kabul edilmesi de doğru olmamış kararın bu nedenle de davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, davalıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.