Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/9679 E. 2014/13787 K. 15.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9679
KARAR NO : 2014/13787
KARAR TARİHİ : 15.09.2014

MAHKEMESİ : FETHİYE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/01/2014
NUMARASI : 2013/567-2014/71

Taraflar arasında görülen davada Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/01/2014 tarih ve 2013/567-2014/71 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi arafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında franchising sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile davalının müvekkiline “SOROBAN WORLD” markasını kullanabilmesi için yetki verdiğini, ancak bir süre sonra anılan markanın davalı adına tescilli olmadığının öğrenildiğini ileri sürerek 09.03.2012 tarihi “SOROBANWORLD” markası hakkındaki franschising sözleşmesinin hükümsüzlüğünün tespitini, batıl sözleşme uyarınca davalıya ödenen 38.490,00 TL’nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ikisi de tacir olan taraflar arasında düzenlenen sözleşmede İzmir Mahkemelerinin yetkili kılındığı, HMK’nın 17’nci maddesi uyarınca davanın ancak yetki sözleşmesinde belirtilen mahkemede görülebileceği gerekçesiyle dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla mahkemeye başvurarak davalının sözleşmeye konu marka üzerinde hak sahibi olmadığını ileri sürmüş, taraflar arasında imzalanan franchising sözleşmesinin hükümsüzlüğünü ve bu sözleşme uyarınca ödenen bedelin tahsilini istemiştir. Davalı ise marka üzerinde hak sahibi olmadığı iddiasını kabul etmeyerek dava konusu markanın kendisine ait olduğunu ve TPE nezdinde koruma altında bulunduğunu savunmuştur. Bu durumda uyuşmazlık 556 sayılı KHK’da düzenlenen lisans sözleşmesi hükümlerinden kaynaklanmakta olup öncelikle kamu düzenine ilişkin olan görev kuralları üzerinde durulmalı ve yetki hususundan önce çözüme kavuşturulmalıdır. Mahkemece, görev değerlendirilmesi yapılmaksızın Ticaret Mahkemesi sıfatıyla dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiştir.
556 sayılı Markalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname’nin uygulanmasından doğacak uyuşmazlıklar, anılan kararnamenin 71. maddesine göre ihtisas mahkemelerinde görülmesi gerekir. Bu itibarla, davalının sözleşmeye konu markanın kendisine ait olduğunu ve koruma altında bulunduğunu savunmasına göre bu konudaki delillerin takdirinin ihtisas mahkemesine ait olacağı kuşkusuzdur.
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesinin kurulmadığı yerlerde, iki asliye hukuk mahkemesinin olması halinde 1 numaralı mahkemenin, ikiden fazla asliye hukuk mahkemesi bulunması halinde ise 3 numaralı mahkemenin fikri ve sınai haklara ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilmiş ihtisas mahkemesi olması nedeniyle uyuşmazlığın açıklanan şekilde belirlenecek ihtisas mahkemesi olarak görevlendirilen asliye hukuk mahkemesinde görülmesi için görevsizlik kararı verilmesi, yetki hususunun görevli mahkemede değerlendirilmesi gerekirken, mahkemece bu husus göz önüne alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.