Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/978 E. 2014/9820 K. 27.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/978
KARAR NO : 2014/9820
KARAR TARİHİ : 27.05.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 26. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/07/2012
NUMARASI : 2011/320-2012/133

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 26. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/07/2012 tarih ve 2011/320-2012/133 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27/05/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. M.. Ç.. ile davalı vekili Av. E.. I.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın mudisi olduğunu, hesabındaki paranın ödenmediğini ileri sürerek, 15.338.75 Euro’nun vade sonuna kadar % 20 akdi, sonrasında da 3095 sayılı Kanun’un 2/2. maddesi uyarınca % 20 oranından aşağı olmamak üzere temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ve üstlenen vekili, müvekkili banka ile off-shore bankasının ayrı tüzel kişilikler olduğunu, husumet düşmeyeceğini, müvekkili bankanın davacının talebi doğrultusunda sadece havale talimatını gerçekleştirdiğini, istemin zamanaşımına uğradığını, diğer iddiaların da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacı mevduatının dava dışı E..Off-Shore Ltd. Şti’nin merkez şubesindeki havuz hesaplarına aktarıldığı, fiilen anılan bankaya gönderilmediği, davalı yönetimindeki kişilerin ağır ceza mahkemesinde yargılandığı, böylece ceza zamanaşımının haksız fiile dayalı bu davada uygulanması gerektiği, haksız fiilin 02.03.2000 tarihinde yani vade gününde gerçekleştiği, davanın ise 17.08.2011 tarihinde açıldığı, ceza zamanışımı bakımından ön görülen ve İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin .. .. Karar sayılı kararı bakımından uygulanan ceza kanununda öngörülen 5 yıllık zamamaşının dolduğu, diğer yandan haksız fiil nedeniyle BK 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin de dava tarihinden önce son bulduğu ve dava tarihi itibariyle zamanaşımının gerçekleştiği, her ne kadar dava konusu bedelin mevduat olarak nitelendirilmesi, zamanaşımının buna göre değerlendirilmesi düşünülse dahi talep edilen bedelin mevduat niteliği kalmadığından, off-shore hesabı olarak değerlendirileceğinden mevduat zamanaşımının tartışılmasının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ancak, dosya kapsamından anlaşılacağı üzere davacı, mevduatının davalıya devir edilen banka yönetici ve çalışanlarının telkin ve talimatları ile iradesi sakatlanarak off-shore hesabına aktarıldığı iddiasındadır. O halde, davanın yasal dayanağını somut olaya uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK’nın 41, 55 ve 6762 sayılı TTK’nın 321. maddeleri oluşturmaktadır. Emsal uyuşmazlıklarla ilgili olarak davalı aleyhine açılan davalar, davanın erken açıldığı, mevduat sahiplerinin öncelikle off-shore bankasına karşı takip yapması veya dava açması ve şayet bu yolla alacağını tahsil edemez ve zarara uğrar ise, yukarıda belirtilen Yasa hükümlerine göre davalı banka ve diğer sorumlular aleyhine dava açılması gerektiğine işaret eden Dairemiz içtihatlarına dayalı olarak reddedilmiş, dolayısıyla zararın doğumu alacağın off shore bankasından tahsil edilememesi olgusuna bağlanmış ve gelişen süreçte Kıbrıs’ta kurulan E. Off Shore Ltd. Şti’nin herhangi bir mal varlığının bulunmadığının emsal dava dosyaları içeriğinden anlaşılması üzerine de off shore bankasına takip yapılmadan veya dava açmadan davalı banka ve sorumluları aleyhine dava açılabileceği içtihad edilmiştir. Dosya içeriğinden de davacının off shore bankasına daha önce takip yapmadığı gibi dava da açmadığı anlaşılmaktadır. O halde, davacının zararı off shore bankası aleyhine girişilen yasal işlemlerin yapılmasından sonra doğacağından davanın zamanaşımına uğradığı savunması dinlenemez.
Bu durum karşısında, mahkemece davalı tarafın zamanaşımı def’inin reddiyle uyuşmazlığın esasına girilerek inceleme yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.